İnebahtı Deniz Savaşı

Sıngın Donanma Savaşı olarak da bilinen İnebahtı Deniz Savaşı, Osmanlı deniz tarihinde yenilgiyle sonuçlanan ve donanma kaybedilen ilk büyük savaş olarak da tarihe geçmiştir.

Veziriazam Sokullu Mehmet Paşa, Kıbrıs’ın fethedilmesine karşıydı. Nitekim onun düşüncesi böyle bir hareket sonucunda Avrupa Devletleri Osmanlı Devleti aleyhinde bir ittifak teşekkül edebilirlerdi. Fakat Piyale Paşa ve Lala Mustafa Paşa bir o kadar da sefer taraftarıydılar. Şeyhülislam Ebusuud Efendi de savaş taraftarlarına katılınca, Padişah Kıbrıs üzerine sefere çıkılmasını kararlaştırdı. Neticede Kıbrıs ele geçirildikten sonra Veziriazam Sokullu Mehmet Paşa’nın korktuğu başına gelmişti. Papa V. Pius Katolik Hristiyan âlemini Türklere karşı bir araya getirmeyi başardı. İspanya ve Venedik’in başını çektiği bu ittifaka Malta Donanması da katılınca 20 Mayıs 1571’de muazzam bir haçlı kutsal ittifakı meydana geldi.

Kıbrıs’ın elden gitmesiyle Kıbrıs’a yardıma gitmeye cesaret edemeyen Venedik, adanın düşüşünden sonra bunun karşılığını Adriyatik’teki Osmanlı kıyılarına saldırıp Osmanlı Devletine darbe vurmak istiyordu. Şubat 1571’de İstanbul’a gelen haberlere göre İspanya ve Venedik donanmasının Kefalonya ve Zaklise taraflarında olduğu bildirilmişti. Bunun üzerine Osmanlılar biri Kıbrıs’a yapılacak müttefik yardımını önlemek, diğeri henüz alınamamış olan Magosa’ya ikmalde bulunmak amacıyla iki donanma hazırlamak için harekete geçtiler.

                Osmanlı Donanmasını Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa yönetirken Müttefikler donanmasının başında ise Amiral Don Juan bulunmaktaydı.

 Osmanlı donanması İnebahtı körfezinde beklerken müttefik donanmasının gelmekte olduğu haberi alındı. Bunun üzerine donanma serdarı Pertev Paşa, Kaptanıderya Müezzinzade Ali Paşa, Cezayir Beylerbeyi Uluç Ali Paşa, ve diğer paşaların yanında on beş sancak beyi ile tecrübeli reislerin katıldığı bir savaş meclisi toplandı. Müzakerelerde tecrübeli bir denizci olan Uluç Ali Paşa, müttefiklerin müstahkem bir mevki olan İnebahtı Boğazı’nı geçmesinin imkânsız olduğunu ileri sürerek ciddi eksikleri olan donanmanın körfezden dışarı çıkmamasını ve müttefik donanmasının burada beklenmesini teklif etti. Bu düşünce Pertev Paşa tarafından da benimsendi. Ancak kaptan-ı derya bu görüşe karşı çıktı ve aldığı emir gereği mutlaka savaşmak gerektiğini söyledi.

                Nitekim iki donanma Mora ve Teselya Adalarının arasında yer alan İnebahtı(Lepanto) körfezinde 7 Ekim 1571’de karşı karşıya geldi.

İki tarafın gemi sayısı hakkındaki bilgiler oldukça farklıdır. Osmanlı donanmasında yaklaşık 230 gemi, 25.000 savaşçı, müttefik donanmasında ise 243 gemi ve 37.000 savaşçı bulunmaktaydı. İki donanma arasındaki asıl önemli fark, Osmanlı donanmasının uzun süren yorucu ve yıpratıcı savaşlardan sonra zayıf düşmesi, müttefik donanmasının ise taze bir kuvvete sahip olmasıydı. 

                Müttefik donanması ağır kayıplar verseler de Osmanlı Donanması tam bir hezimete uğradı. Osmanlı donanmasında 20.000 kişinin öldüğü bu savaşta başta Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa, birçok bey ve alay savaş esnasında şehit düştü. Savaştan ise kendi kanadını başarıyla savunup düşmanı geri püskürten Cezayir Beylerbeyi Uluç Ali Reis sağ kurtuldu. Bu başarısından dolayı kendisine Kılıç lakabı verilerek Kaptan-ı Deryalığa getirildi.

                Neticede Kılıç Ali Paşa ile Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ertesi yıl kaynaklarda 120-200 parça arasında geçen bir donanmayı denize indirmeyi başardı. Sokullu Mehmet Paşa bu sırada durumu müzakere etmek için gelen Venedik elçisine “İnebahtı’da siz bizim sakalımızı kestiniz, Preveze’de ise biz sizin kolunuzu kestik” diyerek Osmanlının gücünü ortaya koymuştur.

                Haçlılar bu savaştan galip olarak ayrılmış olsalar da verdikleri ağı kayıplar neticesinde galibiyetin meyvelerini toplayamamışlardı. Osmanlı Devleti’nin kısa sürede denize bir donanma indirmesiyse Haçlı ittifakını korkutmuş neticede Nisan 1573 yılında Fransa’nın araya girmesiyle Venedik ile anlaşma yapılmış ve böylece de kurulan Haçlı İttifakı dağılmıştır.

                İnebahtı Savaşı Avrupa’nın Osmanlı Devletine karşı düzenlediği 14. Haçlı Seferiydi. Bunların ilki ise 1359 yılında Papalık ve Bizans donanması Lâpseki’ye saldırmıştı. İnebahtı Deniz Savaşı Katolik Hristiyan dünyasının son büyük Haçlı seferidir, kalıcı sonuçları olmayan geçici bir zafer niteliği taşımaktadır. Çünkü Kutsal İttifak’ın asıl amacı olan Kıbrıs Osmanlılardan geri alınamadığı gibi Venedik çok geçmeden yeni bir ahidnâme ile dostluk kurmak, Kıbrıs için savaş tazminatı vermek ve Zenta adası için ödediği haracı arttırmak zorunda kalmıştır.

   Sonuçları:

Kıbrıs’ın fethi ve akabinde gelişen İnebahtı savaşının gerek Osmanlı Devleti Gerekse Avrupalı Devletler açısından oldukça önemli etkileri olmuştu. Nitekim Osmanlı Devleti bu yenilgiden sonra büyük bir diplomatik faaliyete girişmiş ve Fransa’nın desteğiyle Avrupa’da yeni düzenin oluşmasında önemli bir rol oynamıştır.

Osmanlı’nın bu savaşta yenilmesi Avrupa’da Türklerin de yenilebileceği hissini vermiş ve Osmanlı Devletine karşı faaliyetler hızlanmıştır.

                Bozguna en çok sevinen devletlerden biri ise Osmanlının müttefiki olduğu Fransa’ydı. Çünkü bu savaşı Osmanlı kazansaydı Fransa ister istemez Avrupa’da Osmanlı Devletine karşı yapılacak olan her türlü faaliyete katılmak mecburiyetinde kalacaktı. Buna rağmen Avrupa’da ki dengenin I. Ferdinand’ın eline geçmemesi içinde elinden geleni yapıyordu. Ayrıca İspanya Kralı II. Felippe’yi de Osmanlı Devletinin yardımı olmadan durduramazdı. II. Felippe’nin amacı Fransa tahtını ele geçirmekti. Bu sırada Papa’nın Osmanlıya tekrar saldırması istemiyse devam ediyordu.

                Osmanlı Devleti ise tüm bu gelişmelere rağmen Protestan Alman prenslerini yine destekliyor, ayrıca Viyana’ya bir elçi göndererek 1568 yılında imzalanan barış antlaşmasının 8 yıl daha uzatıldığını bildiriyordu. Bu sayede de Avusturya sınırı güvenlik altına alınıyordu.

                Osmanlı Devleti, İspanya’ya karşı Fransa haricinde bir müttefik arayışına da girmişti. Bu anlamda 1467’den beri İspanya ile mücadele eden Hollanda ilk bakışta iyi bir müttefik gibi görünüyordu. Nitekim Hollanda’da ki Kalvinistlere bir mektup yazılarak İspanya ve Papa’ya karşı ittifak yapılmasını ayrıca bu ittifakla birlikte verilecek olan talimatla İspanya’da ki Morisco adı verilen Endülüs Müslümanlarının ayaklanabileceği de bildirilmişti.

                Nitekim İspanya’nın yaptığı zulümlere daha fazla dayanamayan Müslümanlar isyan etti. İspanya Kralı Felippe isyanı bastırmakta çok zorlanıyordu. Ayrıca Cezayir Beylerbeyi İspanya kıyılarına akın düzenlemesi de emredilmişti. Fakat tüm bu uğraşlara rağmen İspanya’da ki Müslümanlar 1609 yılında buradan tamamen kovuldu. Osmanlı Devleti İspanya’dan kaçan Müslümanları Kuzey Afrika ve Galata’ya yerleştirdi.

                Venedik’le yapılan anlaşmadan bir yıl sonra Osmanlı Donanması 1574 yılında Kılıç Ali Paşa ve Serdar Sinan Paşayla birlikte Tunus’un tamamını fethederek İspanyolları buradan kovdu. Bunun ardından Tunus bir beylerbeyliği haline getirildi. Nitekim bu fetih İnebahtı’dan sonra oluşan kara bulutları dağıtmaya yetti. Gelişmelerin ardından Osmanlı Devleti’ne sığınan Fas hâkimi Ebu Mervan Abdülmelik de Fas hükümdarı oldu.

                İspanya Kralı II. Felippe’nin amacı Avrupa’ya hâkim olarak Katolik Mezhebini yeniden Avrupa’nın tek mezhebi haline getirmekti. Bu yıllarda İngiltere, Almanya, Bohemya, Hollanda ve Fransa’da ki Lutheranlar, Kalvinistler, Utaristler dışarıda ki bir güce de ihtiyaç duyuyordu. Nitekim Fransa da Kalvinistler bertaraf edilmiş, Hollanda’daki asiller ezilmiş Avrupa İspanya baskısının altına girmişti. İspanya, İngiltere’yi istila etmeyi bile düşünmüştü. Bunun sonucunda İngiltere kraliçesi I. Elizabeth İstanbul’a elçi göndererek İspanya’ya karşı yardım istedi. Kraliçe, İspanya’nın kendilerini istilaya kalktıkları zaman bir Osmanlı donanmasının İspanyolları Akdeniz’de arkadan vurmasını talep ediyordu. Bunun sonucunda İngiltere ile 1580 yılında bir ticaret anlaşması imzalanarak gümrük vergisi %5’ten %3’e düşürüldü. Yine bu dönemde bir başka imtiyaz da Hollanda’ya verildi. Neticede yapılan ittifaklar başarı meyvesi vermiş ve Osmanlı Devleti İspanya’ya karşı Milli monarşilerin denge politikasından yararlanabilmişti.  

                Bu durum karşısında İspanya diplomatik yolla Osmanlı Devletiyle 1585 yılında barış anlaşması imzaladı. II. Felippe bu anlaşmadan sonra büyük bir donanmayla İngiltere üzerine yürüdü. Fakat donanma İngiliz sularında yoğun fırtınadan batınca II. Felippe Avrupa hâkimiyeti ülküsünden vazgeçmek zorunda kaldı.

                Tüm bunlara rağmen Kanuni Sultan Süleyman’ın Halife-i Ruy-i Zemin sıfatıyla Osmanlı Devletini dünya gücü yapma politikası da son buldu. Olayların ardından Hint Okyanusu seferlerinden vazgeçildi. Gücerat ve Sumatra Adası’nda Açe Müslümanlarına yardım gönderilemedi. Yine bu dönemde Rusların ele geçirdiği Volga Havzasını geri alma planından da vazgeçildi. Osmanlı Devleti Tüm bu gelişmeler sırasında bütün gücünü Akdeniz’de hâkimiyetini sürdürmek için harcamıştı.

İnebahtı Deniz Savaşının sonuçları kısaca şu şekilde özetlenebilir:

1. İnebahtı Deniz Savaşında alınan yenilgi Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’de prestij kaybetmesine neden olmuş, Akdeniz egemenliğine gölge düşürmüştür.

2. Osmanlı Devleti’nin kısa sürede tekrar donanma kurabilmesi ise devlet ekonomisinin ne denli güçlü olduğunu göstermiştir.

3. Bu savaştan sonra Osmanlı Devleti İspanyolların eline geçen Tunus’u yeniden fethederek topraklarına katmıştır.

1575 yılında Lehistan Kralının ölümü üzerine, Fransa’nın desteğini alan Osmanlı Devleti, Erdel Bey’in Lehistan’ın kralı olmasını sağlamıştır. Bu sayede Lehistan Osmanlı Devleti’nin himayesi altına alınmıştır.

1576 tarihinde ise Fas’ta meydana gelen toprak kavgaları ve iç karışıklıklardan faydalanan Osmanlı Devleti, Abdülmelik’i Fas Sultanı yapabilmeyi başarmıştır. Fas bu olaydan sonra Osmanlı Devleti’nin himayesi altına girmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir