OSMANLI TAŞRA TEŞKİLATI

Eyalet ve Eyalet Yönetimi

  • Eyalet ( Beylerbeyliği / Vilayet)
  • Sancak
  • Kaza
  • Nahiye
  • Köy

İlk eyalet 1362’de I. Murat döneminde Rumeli Beylerbeyliğidir. İkinci eyalet olarak

Anadolu Beylerbeyliği kurulmuştur. I. Bayezid Rumeli’nin merkez => Edirne, sonra Sofya sonra Manastır.

            Anadolu Beylerbeyliği kurulur sonra I. Mehmed zamanında merkez bazen Tokat bazen Sivas olmuştur.

            Sultan II. Mehmed zamanında da Karaman Beylerbeyliği kurulmuştur. Konya-Karaman merkezlidir.

            Erzincan-Bayburt Beylerbeyliği I. Selim zamanında kurulmuştur. Diyarbekir ve Arap Beylerbeyliği de Selim zamanında kurulmuştur.

            Haleb/Şam/Mısır/Dulkadir-Maraş Beylerbeyliğinin oluşumu / Erzurum (1535) / Bağdat / Azerbaycan / Budin / Van Beylerbeyliği / Basra / Yemen / Lahsa / Cezayir / Trablusgarp / Habeş / Tunus / Şehrizar (Kerkük taraflarında) / Temeşvar / Bosna / Kıbrıs Beylerbeyliği / Çıldır / Şirvan-Kars-Trabzon-S. Murad

            Tiflis / Kefe 3. Murad

17. yy. da Osmanlı Eyaletleri Hakkında Kaynaklar:

Ayn-ı Ali Efendi eseri =>1609’da I. Ahmed’in isteğiyle defter hazırlıyor. Defterinde kaza, sancak, eyalet, tımarlı sipahi işlerinin listesi tutuluyor. Yazdığı defterin adı Kavanin-i Ali Osman der Hulasai Mezanin-i Defter-i Divan’dır. Bu deftere göre Osmanlı dev. Zamanında 32 eyalet var.

– 23 salyanesiz=>Tımarlı

– 9 salyaneli=> Tımarsız

Sofyalı Ali Çavuş eseri => 17. Yy’ın kanunlarını derleyip eyalet bilgileri veriyor. Defterin adı Kanunname’dir

Koçi Bey=> IV. Murad’ın zamanında hazırlanan raporlarda dönemin eyaletleri hakkında bilgiler vardır. Defterin adı Risale’dir.

Katip Çelebi=>Cihannuma isimli eser Osm. Eyalet-sancaklarını derlemiştir ve anlatmıştır.

Evliya Çelebi=>Seyahatnamesinde gezdiği yerlerde eyalet, sancakları ve bunların sayılarını anlatmıştır.

            Eyaletlerin Yönetim Şekilleri

  1. Doğrudan Merkeze Bağlı Eyaletler
    1. Salyanesiz Eyaletler => Tımar sisteminin uygulandığı eyaletlerdir. Tımarı olduğu yerde salyane olmaz.
    1. Salyaneli Eyaletler => Vergi toplanan eyaletin ihtiyaçları karşılanır geri kalan İstanbula gönderilmiştir. => Mısır / Yemen / Habeş / Basra / Lahsa / Bağdat / Trablusgarp / Cezayir / Tunus
  2. İmtiyazlı Hükümetler => Osmanlı eyalet teşkilatı dışında kalan yöneticilerin-voyvodaların devlet tarafından tayin edilen hükümetlerdir. Bunlar iç işlerinde serbest olur dış işlerinde Osmanlıya tabidir. Bunlar:
    1. Tiflis
    1. Bogdan
    1. Erdel
    1. Sakız Cumhuriyeti
    1. Raguza
    1. Kırım Hanlığı (Osm. Hanedanı kesintiye uğrasa tahta Kırım Hanının geçmesi riv. vardır
    1. Mekke Emirliği=> Kutsal topraklar için oluşturulmuştur.

Eyalet Yöneticileri

Beylerbeyi

Eyaletin baş yöneticisidir. Diğer adı mir-i miran’dır. Padişah atamasını yapar. İlk zamanlarda görev süreleri uzun tutulmuştur. Başta nüfuzlu ailelerden atanırken sonra devşirmelerden atama yapılmıştır. Beylerbeyi atandığı eyaletin “paşa sancağında” oturur. Beylerbeyi ileri gelen bürokratlardan da atanır. (nişancı, üst düzey kadı). Askeri nitelikleri ve yöneticilik vasıfları vardır. Savaşta komutanlık yaparlar. Tüm sancakbeyleri onun komutasına girer. Beylerbeylerinin en kıdemlisi Rumeli Beylerbeyliğidir. Divan üyesi değildir ama İstanbul’da bulunduğu zaman divanlara katılır. Bunun sebebi de sonraki zamanlarda Sadrazam-Vezir olma durumlarına karşılık tecrübe kazanmaları içindir. Fatih döneminde Mahmut Paşa hem Rumeli Beylerbeyliği hem sadrazamlık yapmıştır. Kanuni döneminde İbrahim (Pargalı) bir dönem bir süre hem sadrazamlık hem de beylerbeyliği yapmıştır. Görev süreleri sonradan kısaltılmıştır. Eyaletlerde eyalet divanı toplanır. Eyalet merkezlerinde toplanır. Divanda tımar sistemi/işleri konuşulur. Alınan kararlar ise Ruzname ve Muhasebe gibi defterlere aktarılır. Beylerbeylerinin diğer bir görevi de tımar tevcihliğidir. Beylerbeyinin doğrudan kendinin (merkeze sormadan) verebileceği tımarlar vardır. Buna tezkeresiz tımar denir. Tımar miktarının çoğunluğuna göre merkeze danışılıp verilen tımara tezkereli tımar denir. Beylerbeyleri yerine göre akçe kazanır. Gelirlerinin hepsini kendi almıyor. Maaş ödüyorlar, asker yetiştirme masrafları ödüyorlar. Bu beylerbeyleri de merkeze bağlı Eyalet kadıları da merkeze bağlıdır. Ama birbirlerini denetleme vasıflarına sahiptirler. Yani yargılama yönünden kadıyla denetleme mevcuttur. Mali yönden bir denetim de sağlanmıştır. Bu da her eyalette bulunun mal defterdarlığıyla denetlenmiştir. Mal defterdarı direk merkeze bağlıdır. İstanbulla iletişimdedir. Askeri yönden de bir denetim mevcuttur. Bu da her eyaletin merkezine kurulan yeniçeri garnizonları ile sağlanmıştır. Bu yeniçeri garnizonları direk merkeze bağlıdır. Hatta beylerbeyi bu yeniçeri garnizonunu eyalette çok istemezler. Yani askeri denetimi de bu garnizonlar yapar. Şehzade Bayezid isyanından sonra bu garnizonların sayısı artırılmıştır. Sonraları beylerbeylerinin görev süreleri kısa tutularak herhangi bir iş birliğini önlemiştir devlet (Celali isyanlarının yoğunlaştığı dönemde bu görev süreleri daha kısadır)

Sancakbeyi ve Sancak Yönetimi

Sancak Osmanlı literatüründe iki anlamda kullanılır. (Bayrak ve İdari Bölge) Sancaklar eyaletlerin alt birimleridir. Taşrada asıl idari ünite sancaklardır. Sancağın temel idari ünite olduğunu gösteren bazı işaretler vardır:

  • Bunun en önemli göstergesi tahrirlerin sancak esasında göre yapılmasıdır.
  • İkincisi kanunnameler sancak esasına göre yapılır. Her bir sancağın kendi kanunnamesi vardır.
  • Bir diğer işaret sipahinin dirliğinin bulunduğu sancakta oturma zorunluluğu olmasıdır.
  • Diğeri reayanın kendi sancağında yargılanması ve cezalandırılmasıdır.

Sancak Türleri

  1. Piyade ve Müsellem Sancağı => Askeri niteliği olan sancaklardır. Anadolu’da ve Rumeli’de bir düzende oturtmak amacıyla yapılmış. 16. Yy sonunda ortadan kalkmıştır.
  2. Klasik Osmanlı Sancağı => Başında yönetici olarak sancakbeyinin olduğu, tımarın uygulandığı ve bir eyalete bağlı olan sancaklardır. Kendi içinde alt birimlere ayrılabilir. Normal bir sancakbeyinin (şehzade, vali olmayan) olduğu sancaktır. Şehzadenin atandığı sancak “şehzade sancağı” olarak adlandırılır. Beylerbeyinin oturduğu sancakta “paşa sancağı” olarak adlandırılır. Bu sancaklarda yer bakımından değişiklikler olmaktadır.

Sancakbeyi sancağın düzenini yapar. Çağrılınca savaşa gider. Buradaki komutanı beylerbeyi olur. Onun dışında beylerbeyi ile pek bir münasebeti olmaz (yaptığı işleri danışma gibi) Sancakbeyi ile kadı sancağı işleriyle alakalı birlikte çalışırlar. Bir nevi birbirlerine muhtaç durumda çalışırlar. Görev süreleri kısadır. (1-8 yıl) sebebi ise görevlerini suiistimal etmemeleri içindir. Sancakbeyleri hasları işletirler. Bir kısmını kendilerine maaş olarak alırlar, bir kısmı ile asker yetiştirirler.

  • Yurtluk, Ocaklık, Hükümet Sancakları => Yurtluk sancağının klasik Osm. Sancağından farkı yöneticinin yerel aileden olması ve ölünceye kadar yönetici olarak kalmasıdır.

Ocaklık sancaktaki yönetici de yerel ailedendir. Kayd-ı hayat şartıyla atanır. Ve ırsen atanır. Yani aynı aileden birisi atanır. (Güney Anadolu Sancaklarında, Kuzey Suriye bölgelerinde bu yurtluk, ocaklık sancaklarına rastlıyoruz. Burdanda bir güvenlik yani kontrol mekanizması vardır. Tımar sisteminin uygulanması buranın kontrol mekanizmasıdır. (en önemli) Buraların en önemli gelir kalemleri padişah haslarıdır. (baş memur) Diğer vergi memurları da buranın kontrol kaynağıdır. Görevden alma da bir kontrol mekanizmasıdır. Mesela yapılması gereken işlem yapılmamasında görevden alınacağının bilinmesi de bir kontrol mekanizmasıdır.

Hükümet Sancak Modeli

Hükümet sancağının yurtluk, ocaklık sancaktan farkı, hükümet sancakta tahrir yapılmaz. Tımar uygulanmaz. Osmanlı klasik sancak düzenine en uzağı bu sancaktır. Görevleri savaşa çağrıldıklarında gitmek zorundadırlar.

Osmanlı Devleti’nde Sancak Yöneticileri

Sancakbeyi => Sancağın yöneticisidir.

Alaybeyi => Bir sancaktaki tımarlı sipahilerin sancakbeyinden sonraki en üst amirleridir.

Çeribaşı (Ser asker) => Askeri komutanlardır. Sipahi müsellem üs askeri birliklerin komutanlarıdır.

Kale idaresi ve görevlileri => Dizdar, Kale Kethüdası, Mustahfız kale askerleri

Kaza İdaresi ve Kadı

Bazı sancaklarda kaza idaresi oluşturulmuştur.

Kadı, medreseden mezun olmuş, stajını yapmış, ataması yapılmıştır. Teşkilatın en fonksiyonel adamıdır. Mekke, Medine, Edirne, İstanbul kadıları üst düzey kadılıklardır. Kadıların mahkemelerde tuttuğu defterlere kadı sicilleri denir.

Görevleri=>

  • Yargılamaktır. (İslam hukukuna göre yargılar) Kadı mahkemesinde tek bir hukuk uygulanır. Bu da islam hukukudur.
  • Evlenme boşanma miras taksimi, vasi ataması, nafaka tayini, vakıfların denetimi çarşı Pazar denetimi, loncaların denetimi, bazı vergilerin toplanması (avarız gibi ) savaşların lojistik işleri (malzeme, para temini) bazı görevlilerin atanması, fiyat belirleme işi, imar, iskan, şehrin temizliği, para kontrolü, alacak-verecek meselesi, alım-satım işleri (noterlik) gibi görevleri vardır. Kadıların maaşları harçlardır. İlerleyen dönemlerde tımar verilmiştir.
  • Bilgili insanlardır. Medrese mezunlarıdır. Görev süreleri kısadır.
  • Evlenmeler ya kadı huzurunda, ya da kadıların atadığı kişi huzurunda olmuştur. Boşanma için kadı mahkemesine gitmek şart değildir. Zaten erkeğin tek taraflı boşanma hakkı vardır. En çok görülen boşanma türü anlaşmalı boşanmadır.
  • “Narh” fiyatı belirleme işidir. (Kadının belirlediği)
  • Miras işlerinde alınan harcın kaydedildiği defter – tereke, muhalefet defteridir. (mirasla ilgili herşeyin olduğu defterdir)

Kazadaki Diğer Görevliler =>

Şehr Kethüdası => Şehir halkıyla devlet arasında aracıdır. Şehir halkının temsilcisidir. Ayan eşraf tarafından seçilir.

Mütfü => Fetva verir.

Naib => Kadı yardımcısı ya da vekilidir.

Katib =>

Muhsır => Davacıyla davalıyı mahkemeye hazır eder.

Ases => Güvenlik görevlisidir. (Gece Bekçisi)

Subaşı =>

OSMANLI DEVLETİNDE TOPRAK VE TIMAR SİSTEMİ

İslam Arazi Sistemi =>

  1. Öşri Toprak => Herhangi bir ülke Müslüman tarafından fethedildiği zaman sahipleri Müslüman olan veya fetih sonrası islam dinini kabul edenler elinde bırakılan toprak.
  2. Haracı Toprak => İslam fetih sırasında gsyrimüslimlerin elinde bırakılan topraklardır. Toprağın işletilmesi halka dağıtılır. Ve ona göre de kira ve ürün vergisi alınır.
  3. Arzı Memleket (Arz-ı Miriye) => Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır. Toprağın işletilmesi halka dağıtılır. Ve ona göre kira ve ürün vergisi alınır.

Osmanlı Arazi Sistemi =>

  1. Mülk Arazi => Mülkiyeti kişilerin elinde olan arazidir.
  2. Vakıf Arazi => Vakıfların mülkiyetindeki arazilerdir. Padişahın vakfa arazi bağışında bulunabilir. Yani kişiler mülk arazisini vakıflara bağış yapabilir.
  3. Metruk Arazi => Terkedilmiş arazilerdir. Bunlar miri araziden kabul edilir.
  4. Miri Arazi => Çıplak mülkiyeti (toprağın boş hali) devlete ait olan, işletilmek üzere tapu resmi karşılığında köylüye verilen arazidir. Miri arazinin köylüye (halka) dağıtılmasında bir düzen uygulanır. Bu “çift_hane” usulüdür. (çift=işlenecek arazi) Çifthane sisteminde patron devlettir. Köylü toprağı işleyen sipahi ise devlet ile köylü arasında aracıdır. Klasik dönemde arazilerin %90 ı miri arazidir.

Tımar (Dirlik) Sistemi

Osmanlı toprak rejiminin temelini oluşturan tımar-dirlik herhangi bir bölgeye ait vergi gelirlerinin tamamını veya bir kısmının bazı mükellefiyetler karşısında padişah tarafından şahsa tevcih (ona yönlendirilmesi) edilmesidir. Osmanlı devletinde kendisinden önce takip edilen sistemi devam ettirdiği için Osmanlı en başından bu sistemi devam ettirmiştir.

Bu tımar sistemini en iyi tahrir defterlerinden öğreniriz. Günümüze ulaşan en eski tahrir defteri 1431 tarihli Arnovid tahrir defteridir. İlk dönemde Rumeli’de Hristiyan sipahiyle karşılaşıyoruz.

Dirlik Çeşitleri

  1. Fonksiyonlarına (Gelirlerine) Göre
    1. Has => Geliri 100.000’den fazla olan dirliklerdir. Havas-ı Hümayun: Padişah ve ailesine verilen dirliklerdir.
    1. Zeamet => Geliri 100.000 akçeden az 20.000 ve üzeri dirliklerdir. Orta düzey devlet memurlarına verilir. (dizdar, alaybeyi)
    1. Tımar => Sisteme adını veren ve Osmanlı tımar sistemi temelini oluşturan senelik geliri 20.000 akçeye kadar olan dirliklerdir.
  2. Veriliş Biçimine Göre
    1. Tezkeresiz Tımar-Dirlik => Beylerbeyinin doğrudan verebildiği tımara verilen addır.
    1. Tezkereli Tımar => Beylerbeyinin merkeze gönderdiği tezkere doğrultusunda istanbuldan verilen tımara verilen addır.
  3. İdari-Milli Yetkilere Göre
    1. Serbest Tımar-Dirlik => Bad-ı heva vb vergi ve para cezalarının doğrudan dirlik sahibine kaldığı dirliğe denir.
    1. Serbest Olmayan Tımar-Dirlik => Bad-ı heva ve para cezalarının bir üst amirle ya da dirlik sahibiyle paylaşıldığı dirliklere denir.
  4. Miras Bırakılma Durumuna Göre
    1. Eşküncülü Tımar/ Mülk-Tımar => Bu tımarlar sahibinin mülkü olup öldüğü zaman oğullarına ve diğer mirasçılarına intikal eden tımarlardır. Rumeli’deki adı “baştına”dır.
  5. Verildikleri Kişilerin İşlerine Göre =>
    1. Sivil Tımar => İmam-hatip, kadılar, muhtesibe verilmiştir. Bu bir istisnadır. İmamlar tanzimattan önce vakıflardan maaş alırdı. Fethedilen gayrimüslim bir yerde imamlar vakıflar kurulana kadar tımardan maaş alırdı.
    1. Mustahfız Tımar => Kaleleri koruyan askerlerdir. Onlara verilen tımardır.
    1. Eşkinci Tımarı => Sefere katılan tımardır. İşi doğrudan savaş olan, savaşa katılanlara verilir. En yaygın olan tımardır.
    1. Mensuhat Tımarı => Müsellem ve yörük askerleri gibi lav edilen sınıflardan boş kalan tımarlardır.
    1. Sepet Tımarı => Hasılatı azalan ve kimseye verilmeyip beratları bir sepette kalan tımarlardır.

Tımarlı Sipahilerin Hak, Yetki ve Sorumlulukları

Tımar sistemi Osmanlı taşrasında düzeni sağlayan temel bir sistemdir. Devletin en çok kullandığı sistem budur. Böyle bir sistemle tımarlı sipahiye devlet bir taraftan yetki vermiş, bir taraftan onu denetleyici hükümler de getirmiştir. Bu sistemde bir tarafta devlet var, devlet adına tımar işlerini yürüten tımarlı sipahi var, Tımarlı sipahinin gelirini elde ettiği toprakları işleyen, devlete vergi veren bir de köylüler var.

Devlet =>Sipahi =>Köylü

  • Bütün kurallar devlet tarafından belirlenmiştir.
  • Çünkü tımarlı sipahinin sahibi de köylünün sahibi de devletti
  • Tımarlı sipahi devletin bir memuruydu ve maaşını devletin koyduğu kurallar dahilinde elde ederdi.
  • Köylüler de devlete ait olan araziyi işlerlerdi.
  • Tımar sisteminin bu şekilde yoğun ve devlet yönetiminde yürütülmesinin en önemli sebebi devletin büyük bir ordu besliyor olmasıdır.
  • Devlet hazinesinde para olsa bile yeterli tahıl ürünleri yoksa savaş kararı alınmazdı.
  • Üretimin takip edilmesi tımarlı sipahinin göreviydi.
  • Toprağı işlemeyen köylüye çiftbozan cezası uygulanırdı.
  • Tımarlı sipahi elde ettiği her 3.000 akçe için bir cebelü yetiştirmek zorundaydı.

Tımarların Tevcih Edilişi

Tımar tevcih edilirken tımarın kılıç kısmı maaş olarak verilirdi. Tımarlara daha sonra terakki yapılır, yani ekleme yapılırdı. Tımar babadan oğula devredilirken terakkiler devredilmez. Nedeni ise tımarların belli ailelerin elinde toplanmasının önüne geçilmesidir. Tımarın terakki kısmı yeni sipahilere ya da sipahi adaylarına verilir.

Sistemin Bozulması ve Ortadan Kalkması

16.yy ın sonuna kadar çok etkili bir şekilde kullanılan tımar sistemi bu yy’ın sonunda ise bozulmaya başladı. Tımarlı sipahiler eskiden yaptıkları işi artık düzgün yapmıyor ve devletin ihtiyacını karşılamıyorlardı. Avrupa’daki askeri birliklerinin profesyonelleşmesi, ateşli silahların yaygınlaşması nedeniyle tımarlı sipahiler yeni sisteme ayak uyduramıyorlardı.

Tımarlı sipahiler herhangi bir okul mezunu değildi. Ayrıca kapıkulu askeri o dönemde Osmanlının düzenli ordusuydu. Devşirme yoluyla acemi ocağından eğitim alan kapıkulu askerleri kışlada kalıp düzenli maaş alıyorlardı. Üstelik belli başlı düzenli eğitimleri de vardı. Tımarlı sipahi ise köylü çocuğuydu. Köylüden vergi toplar, askeri eğitimden uzak, çağrıldığında da savaşa giderdi. Avrupa askeri sisteminde değişiklik olunca Osmanlı devleti bunun sıkıntılarını yaşamaya başladı. Osmanlı Avusturya savaşlarındaki başarısızlık daha sistemli bir orduya ihtiyacı ortaya çıkarmıştı. Bu nedenle tımarlı sipahiler kaldırılmış, kapıkulu askerlerinin de sayısı artırılmıştı. Fakat 19.yy’ın sonuna kadar tımar sistemi varlığını devam ettirmiştir. Tımarlı sipahiler kaldırıldıktan sonra devlet adına vergiyi Mültezimler toplamıştır.

Osmanlı Devleti’nde Tahrir Sistemi

Tahrir: Osmanlı Devleti yeni fethettiği memleketler ile kendi arazisini, toprağın mülkiyet ve tasarruf biçimini, vergi miktarını, tayin ve teşkilat etmek gayesi ile belirli zamanlarda istatistik bilgiler edinmiştir. Buna tımar sisteminin uygulandığı her yer dahil edilmiştir.

Tahrirlerin Osmanlı Devleti’ne Sağladığı Yararlar

  • Tımar işlerinin kontrolü sağlanır.
  • Eyalet sisteminin düzenli bir şekilde yürümesi sağlanır.
  • Boşalmış yerlerin imarı ve iskanı sağlanır.
  • Geri hizmet erbabının (derbentçi-köprücü) ihtiyaca göre tespiti sağlanır.
  • Islahat yoluyla bazı meseleler çözüme kavuşur.
  • Tahta yeni çıkan padişahın ülke üzerindeki hakimiyeti sağlanmış ve gelişmiş olur.
  • Artan gelirlerden ve defter harici kalmış yerlerden haberdar olunarak hazinenin geliri artardı.

Tahrirlerin Yapıldığı Durumlar

  • Tahrirlerin 30-40 yılda bir yapılması adettir.
  • Saltanat değişikliklerinde yapılır
  • Vergi gelirlerin artması/azalması durumlarında yapılır.
  • Nüfus artışı olduğunda yapılır.
  • Göç, salgın hastalık, doğal afet gibi bazı umumi durumlarda yapılır.
  • İdari ve mali alanlardaki eksiklikleri ortaya çıkarmak için yapılır.
  • Defter harici yerlerin deftere kaydı için tahrir defterlerinde tespit edilen karışıklıklardan dolayı yapılır.
  • Toprak tasarruf edenler arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için yapılır.
  • Hudut değişiklikleri ve vergi kanunlarında yapılan değişikliklerden sonra yapılır.
  • Avarız vergisi toplanması için ve yeni fethedilen yerlerin kayıtlarını yapmak için yapılır
  • Tahrir işini yapan görevliye tahrir emini ya da il yazıcısı denilir.

Bu işlemin sonucunda 3 önemli defter ortaya çıkar.

  1. Mufassal tahrir defteri
  2. İcmal tahrir defteri
  3. Evkaf tahrir defteri

Bu defterlerde daha çok siyakat yazısı kullanılır. Bazen de divani rakamlar kullanılmıştır.

  1. Mufassal tahrir defteri: Arazi tahririnin teferruatlı sonuçlarını ihtiva eden defterlerdir. Mufassal defterler vergi veren erkek nüfusun isimlerini, hukuki durumlarını, mükellifi yetkilerini, imtiyazlarını ve ellerindeki arazinin dökümünü verdikleri verginin toplamını ihtiva etmektedir. Mufassal defterin başında ilgili sancak ve eyaletin fihristi bulunur. Mukaddimede hangi padişah devrinde, hangi yıl yazıldığı, hangi sebeple yazıldığı önsöz gibi verilir. Reayanın bekar oğluna ise mücerred denirdi.
  • İcmal tahrir defteri: Mufassal defterlerin müsveddelerine dayanılarak hazırlanan bu defterler, gelirlerin kimler tarafından tasarruf edilmekte olduğunu gösterir. Bu defterlerde idari teşkilatın adı, gelir birimlerinin isimleri, yıllık hasılat miktarları bulunmaktadır. İcmal defterlerde vergi veren nüfusun isimleri ve vergilerle ilgili ayrıntılı bilgi bulunmaz. Yine bu defterlerin başında fihrist, mukaddime ve kanunname bulunabilirdi. İcmal defterlerinin kendi için iki türü bulunmaktadır. Bir türünde idari teşkilat, gelir birimlerinin isimleri, hane toplamları yer alırken, bir diğer türünde ise dirlik sahipleri ve bunların dirliklerinin bulunduğu yerler kaydedilmiştir.
  • Evkaf tahrir defterleri: vakıf sayısı az olan bölgelerin vakıfları ile ilgili kayıtlar genellikle mufassal defterlerin sonuna yazılmıştır. Vakıf ve mülklerin fazla olduğu bölgelerde ise vakıf ve mülkleri ihtiva eden vakıf defterleri düzenlenmiştir. Evkaf defterlerinde genellikle defterin başında fihrist ile mukaddime bulunur. Vakıfların ismi, bulunduğu yer, gelir ve gider durumlarına bu defterlerde yer verilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir