OSMANLIDA DEVLET YÖNETİMİ


Osmanlı Saltanatı ve Padişah

– Osmanlı’da bütün sistemin bağlandığı mevki padişahlık idi. Saltanat Osman Gazi döneminden I. Ahmet dönemine kadar (1284-1617) Babadan oğula geçmiştir. Nitekim I. Ahmet’ten sonra yerine kardeşi I. Mustafa geçmiştir.

– Padişahlara ilk zamanlar ‘Bey’ şeklinde hitap ediliyordu. Sultan I. Murad’dan sonra Bey yerine hükümdarlık tesis edildi. Böylece bir saltanat inşa edildi. Devletin adına kurucusunun adı olan Devlet-i Aliyye-i Osmaniye, tahtına da Taht-ı Ali Baht-ı Osmaniye ve ülkeye de Memalik-i Mahrusa-i Osmaniye dendi. Kanunlarına Kavanin-i Ali Osmaniye, ve onlar adına yazılan tarihlere de Tevarih-i Al-i Osman adı verildi. Fatih Sultan Mehmet döneminde ise diğer hükümdarlık lakaplarının yanında han, hakan, şah, padişah, şahinşah ve hünkar gibi unvanlarda eklendi. Sultan Selim devrinden sonra da halife unvanı da eklendi. Türklerde sultan unvanını ilk olarak Gazneli Mahmut kullanmıştır. Osmanlı devletinde ise Orhan Gazi ‘nin kullandığı sikkelerden tespit edilmiştir. Yalnız kayıtlarda ise I. Murat için Sultanü’l Azam tabiri geçmektedir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinden sonra da Hadimü’l Haremeynü’ş-Şerifeyn kullanılmaya başlamıştır.

Saltanat Alametleri

Taht

Taht

– Osmanlı padişahlarının hükümdarlık makamına taht denir. Bu vesile ile bir şehzadenin hükümdar olması için tahta çıkması/oturması(cülus) gerekmektedir. Şehzadelerin tahta oturmalarına cülus, isyan sonucu tahta çıkmalarına ise İclas denir. Sultanın tahttan indirilmesine ise Hal yada Hal etme,  denir. Taht padişahlığın sembolüdür.

Tuğ

Tuğ

– Türklerde bayrak gibi mühim ve büyük bir hakimiyet alametidir. Osmanlı da Tuğ için Tuğ-ı Hümayun terimi kullanılmıştır. Tuğ, at kuyruğuna bağlanıp ucuna altın yaldızlı top geçirilerek mızrak nevinden bir şeyin ucuna takılarak yapılır. Eski Türklerde otağın önünde bulunan Tuğ sayısı ne kadar fazla ise o kadar fazla boya sahip oldukları anlaşılır. Osmanlı Padişahlarının Tuğ sayısı yedi adetti. Veziriazamın beş, diğer vezirlerin iki, beylerbeyinin ise bir tane tuğu vardı.

Tuğra

Tuğra

– Padişahların nişan ve alametleri olarak kullanılan işaret için kullanılmıştır. Osmanlı Devletinde Tuğrayı ilk olarak 1324 yılında Orhan Gazi kullanmıştır. Tuğralarda hükümdarın adı, baba adı Han unvanının yanında el-Muzaffer sıfatı da belirtilmiştir. Yavuz Sultan Selim tuğrasında görülen şah sıfatı sonraları diğer sultanlarda da görülmeye başlamıştır. El-Muzaffer unvanı ilk kez II. Murat’ın tuğrasında görülmüştür.

            Padişah tuğraları belgelere yazının büyüklüğüne göre çekilirdi. Daha sonra tuğra çekme işlemi Tuğrakeş denen memurlarla devam ettirilmiştir.

Mühür

Mühür

– Padişah tahta çıktığında birbiri ile aynı iki mühür yaptırılırdı. Bu mühürler altındandı. Mühürlere padişahın ismi yazılırdı. Mühürlerin biri veziriazamın elinde bulunuyordu. Mührün geri alınması veziriazamın azledildiğine işaretti. Yani padişah ölürse veziriazamda azledilmiş sayılıyordu. Azledilmiş veziriazamdan mührü almaya Kapıcılar Kethüdası giderdi.

Hatt-ı Şerîfler

hat

– Ülke idaresinde her şey padişahın adına yapılırdı. Divan-ı Hümayunda yazılan ve bir işin yerine getirilmesine ilişkin padişah tarafından verilen yazılı emre Ferman denirdi. Tayin ve görevlendirme için padişahın tuğrasını taşıyan yazılı emre ise Berat, Padişahın üst yetkili rütbe verdiğini belirten yazılı emirlere ise Menşur denirdi. Bunun yanında padişahın el yazısının bulunduğu emirlere de Hatt-ı Hümayun denir.

Saltanat Sancakları

Sancaklarda hükümdarlık alametlerindendir. Osmanlı da saltanat sancaklarına Elviye-i Sultani, Alemha-yı Osmani ve Sancak-ı Şerif gibi isimler verilmiştir. Bunlardan Elviye-i Sultani sultana ait sancak demektir. Hz Peygamberin sancaklarına Liva-i Saadet  veya Liva-i Şerif  denir. Bayraklar arasında Ak Alem denilen beyaz sancak asıl saltanat sancağıdır. Kanuni Sultan Süleyman’a kadar sancak sayısı dört iken onun döneminde yediye çıkarılmıştır. Saltanat sancaklarında zafer ayetleri yazılı olurdu. Her padişah cülusundan sonra kendi adının yazılı olduğu yedi adet sancak yaptırırdı. Saltanat bayraklarını ise alemdarlar taşırdı. Hz Peygamberin Sancak-ı Şerif’i Osmanlı için muhteşem bir imtiyazdı. Topkapı Sarayında Hırka-ı Saadet dairesindeki kutsal emanetlerin yanında bulunuyordu.  Siyah renkli olup Liva-ı Saadet yada Ukab diye adlandırılıyordu. Bu sancak ilk kez 1597 yılında sefere götürülmüştür. Sancak-ı şerif en son 1826 yılında yeniçeri ocağının ilgası sırasında çıkarılmıştır.

Mehterhane

– Selçuklulardan Osmanlıya intikal etmiş bir adetti. Her vezir dairesinde bir mehterhane bulunuyordu. Mehterhanenin birinci zabiti ve şefi Mehterbaşı Ağa idi. Mehterhane her ikindi vakti, Vezir mehterhaneleri de her ikindi ve yatsı vakitlerinden sonra çalardı. Mehterhanenin en etkili olduğu an seferlerde hücum marşını çaldıkları an idi. Mehterhane yeniçeri ocağı ile ilgili olduğundan 1826 yılında kaldırılmış yerine Muzıka-i Hümayun ( Askeri Bando) kurulmuştur.

Divan-ı Hümayûn

Divan-ı Hümayun

–  Topkapı Sarayında kubbe altında toplanan divana denir. Divan-ı Hümayûn’a ilk zamanlar padişah başkanlık etmekteydi. Kaza ve sancakların divanında çözülemeyen şeri ve hukuki davaların karara bağlandığı en yüksek mahkeme ve idari makamdır.

– Oturma düzeni Kanunname-i Al-i Osman’a göre düzenlenir. Divan toplantısı sabah namazından hemen sonra başlar öğlene kadar devam eder. Öğleye kadar çözümlenemeyen konular sadrazamın başkanlığında ikindi divanında görüşülmeye devam eder. Divanda alınan kararların uygulanabilmesi için padişahın onayının alınması gerekliydi. Bu kararlara İrade-i Seniyye, İrade-i Şahane denilmekteydi. Pazartesi ve Salı günleri divandan sonra arza çıkmak usul idi. Arza ilk yeniçeri ağası çıkardı. Divanda alınan kararlar Mühimme, Ahkâm, Tahvil, Ruûs, Name ve Ahidname gibi defterlere kaydedilir. Bu defterler veziriazamın mührüyle açılıp kapanır ve defterhanede muhafaza edilirdi.

Divan Üyeleri

            Divanın asil üyeleri Veziriazam, Vezirler, Kadıasker, Defterdarlar ve Nişancı idi. İhtiyaç duyulduğu zamanlarda Şeyhülislam, Kaptan-ı Derya ve  Yeniçeri Ağası divana davet edilirdi.

Veziriazam: Baş vezir anlamında kullanılır. Kuruluşta vezir sayısı bir iken Sultan I. Murat zamanında bu sayı ikiye çıkarılmıştır. Veziriazam unvanını ilk alan Candarlı Hayreddin Paşa’dır. Veziriazamların tayin ve azlini belirleyen sembol Mühr-i Humayun’du.

vezir

            Veziriazamlar istedikleri zaman huzura çıkma, yabancı elçileri kabul etme, padişahın mührünü taşıma ve sefere gittiğinde beş tuğ taşıma ayrıcalıklarına sahipti. Veziriazamlar kallavi denen kavuk takarlardı.

Veziriazam Divanları

1) İkindi Divanı: Veziriazamlar Divan-ı Hümayunda bitmeyen işleri Salı ve Cuma günleri dışında kendi konaklarında ikindi namazından sonra görüşürlerdi. Divan-ı Hümayun üyeleri kendilerini ilgilendiren bir konu varsa bu divana katılırlardı.

2) Çarşamba Divanı: Her Çarşamba Payitaht İstanbul’un meseleleri görüşülmek üzere toplanan divandır. Eyüp, Galata ve Üsküdar(Bilad-ı Selase)  kadıları bu divanda bir araya gelirlerdi. Çarşamba Divanı XIX. Asrın ortalarında yapılan reformlarla kaldırıldı.

3) Cuma Divanı: Cuma günü veziriazam başkanlığında kurulan divandır. Bu divana Huzur Murafaası ’da denilmiştir. Fatih Kanunnamesine göre şer’i ve Örfi konular veziriazamın başkanlığında burada görülürdü. Anadolu ve Rumeli Kadıaskerleri de bu divana katılırdı.  XIX. Asırdan sonra ise Cuma divanlarına Şeyhülislam başkanlık etmeye başladı.

– Vezirler:  Devletin kuruluş zamanlarında tek olup padişahın yardımcısı ve vekili iken iş yükünün artması sebebiyle sayıları da artmış içinden en kıdemlisine de veziriazam denmiştir. Divanda görev yapanlarına Kubbe Veziri denirken XVI. Yy da eyaletlere gönderilen vezirlere de Harici Vezir denilmiştir.

Kadıasker: Ordu kadısı anlamına gelir. Önceden Örfi ve Şeri davalara bakarken sonraları sivil halkında davalarına bakmışlardır. İlk kez I. Murad zamanında 1361 yılında tahsis edilmiştir. İlk Kadıasker Candarlı Halil Paşa’dır. Fatih devrinin sonuna kadar divanda tek Kadıasker bulunuyordu. Sınırların genişlemesiyle Kadıasker yetersizliğinin olduğu savunulunca bir Anadolu birde Rumeli Kadıaskerliği teşkil edildi. Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sonrası Arap ve Acem kadısı ortaya çıktı. 1518 yılında bu müessese Anadolu Kadıaskerliğine bağlandı. Kadıaskerler hazineden doğrudan maaş alırlardı. Hümayunda şeri ve örfi konuların sonuca bağlanmasında görev alırdı. Padişahın yanında sefere giderdi. Padişah sefere çıkmadığı zamanlarda ise kendisi de çıkmaz yerine bir ordu kadısı tayin ederdi. Atamaları XVI. yy dan sonra atamaları Şeyhülislam tarafından yapılmaya başladı.

Defterdarlar: Osmanlıda maliye işlerinde görevlidir. Bütün mali işler defterdarlar tarafından görülür. Padişah malının vekilidir. I. Murad zamanında kullanılmaya başlamıştır. XV. Asrın sonlarına kadar divanda bir baş defterdar ile onun maiyetinde hazine ve mâl defterdarları vardı. Bütün mali işlerden baş defterdar sorumlu idi. II: Bayezid zamanında iki baş defterdar tayin edildi. Rumeli de ki mali işlere bakana baş defterdar yada Rumeli defterdarı denirken Anadoluda ki mali işlere bakana da Anadolu defterdarı denmekteydi. Defterdarlık 1838 yılında kaldırılıp yerine Maliye Nezareti kuruldu.

Nişancı: Padişaha ait belgelere tuğra çeken, bürokratik işleri yürüten ve kanunnameleri hazırlayan görevlidir. Dirliklerin dağıtımında ve divan işlerinin düzenlenmesinde de sadrazama yardımcı olur. Nişancılar genelde ilmiye sınıfından ileri gelmiş kişilerden seçilirdi.

Divana Katılan Görevliler

Reisülküttap: Kâtiplerin başı demektir. Nişancıya bağlı olarak çalışır. Hümayunun yazışmalarını düzenler. Bu kurum zaman içinde önem kazanmış özellikle 1699 Karlofça Anlaşmasından sonra dış polita önem kazanınca bu alan da ön plana çıkmıştır.

Kapıcılar Kethüdası: Divanla padişah arasında ki haberleşmeyi sağlar.

Çavuşbaşı ve Çavuşlar:  Divanın güvenliğini sağlar. Ayrıca divana gelenlere eşlik eder.

Diğer görevliler ise Divan Kâtibi, Tercümanlar…

Divan-ı Hümayunun Kalemleri

– Beylikçi Kalemi: Kalemlerin yönetiminden sorumlu baş kalemdir. Divandaki bütün işlerden sorumludur. Divanda alınan kararları kaydeden defterleri bunlar hazırlar.

– Tahvil Kalemi: Üst düzey bürokratların kayıtlarını tutan kalemdir. Bu bürokratların beratlarını Tımar ve Zaamet kayıtlarını da tutar.

– Ruus Kalemi: Üst düzey devlet memurlarının dışında ki memurların özlük işleriyle ilgilenen kalemdir.

– Ahmedi Kalemi:  Reisülküttabın özel kalemidir. Amedci adı verilen görevli Reisülküttabın yabancı elçilerle yapılan görüşmelerinde hazır bulunur ve müzakerelerin kaydını tutardı.

– Tesrifat Kalemi: Osmanlıdaki tören ve seremonilerin yürütülmesinde görevlidir.

– Vakanüvistik Kalemi: Devletin resmi tarihini yazmakla görevli kalemdir. 18.yy’da oluşturulan bu kaleme bağlı olarak çalışan ilk kişi Halepli Mustafa Naima Efendi’dir.  Vakanüvislik Kalemi Reisülküttaba bağlıdır.

– Mühimmenüvislik Kalemi: Divan kararlarını kaydeder 18.yüzyılın sonlarına doğru açılmıştır.

Divanı Hümayun Tercümanları

            Çeviri işi yaparlar. 16.yy’da Osmanlı Teşkilatında görülür. Hristiyan tebaasından emin kişilere bu görev verilirdi. Örneğin Yunus Bey Kanuni döneminde uzun süre tercümanlık yapmıştır.  

MÜHİMME DEFTERLERİ                                                                                                                                                                                                                                                                                                       

            Divan-ı Hümayun toplantılarından müzakere edilen dahili ve harici meselelere ait siyasi, askeri, ve sosyal iktisadi kararların kaydedildiği defterlere denir. 18. Yüzyılda uygulanmıştır. Hatta bu dönemde mühimime odası da kurulmuştur. 267 tane Mühimime defteri başbakanlık arşivinde bulunmaktadır. Mühimme defterleri divanlar bakımında dört ayrı grupta değerlendirilir.

            1) Padişahın başkentte bulunduğu sırada sadrazam başkanlığında ki divan toplantısından çıkan emirlerin kaydolduğu mühimme defteridir.

            2) Rikab Mühimmesi sadrazam başkentten ayrılırken yerine vekil olarak bıraktığı Rikab kaymakamı ya da sadaret kaymakamı denilen görevli başkanlığında toplanan divanda alınan kararların yazıldığı defterdir.

            3) Ordu Mühimmesi, Ordu ile sefere çıkan sadrazamın sefer sonrasında topladığı divanda alınan kararların yazıldığı defterdir.

            4) Kaymakamlık Mühimmesi, Padişah ve sadrazam aynı anda başkentten ayrıldığında sadaret kaymakamlığının topladığı divanda ki alınan kararların yazıldığı defterdir.

            Bürokrasi gelişince mühimme defterleri çeşitliliği de artmıştır. Örneğin 1648 yılında şikayet defterleri gibi arzlara göre ayrım yapılmaya başlamıştır. 1699’da Name-i Hümayun defterleri padişahın mektuplarını kaleme alır. 1705’te ise Mısır Mühimmesi adı altında eyalete gönderilen hükümler kaleme alınmıştır. 1742’de Vilayet-i Ahkam, 1788’de ise gizli emirlerin yazıldığı Mühimme-i Mektum adında bir defter çıkartılmıştır.

Mühimme Defterlerinin Muhtevası

            Mühimme defterleri Osmanlı Devletinin merkez ve taşra teşkilatının çalışma yapışı hakkında bilgi verir. Ayrıca komşu ülkeler hakkında bilgiler içerir. Osmanlının gayrimüslim ahalisi ile olan ilişkisini işler. Hac organizasyonu sur ve alayları ve mukaddes beldelere gönderilen hizmetler hakkında bilgiler verir. Osmanlıya ait kültür ve sanat, imar ve iskan faaliyetlerini sağlık ve eğitim işleri, vakıfların yönetimi, askeri tarih, harp tarihi, lojistik konularda bilgiler içerir.

            Osmanlı Devletinde Padişaha Ait Belgeler

Ferman: Divanı hümayun veya paşa kapısındaki divanlarda alınan kararlara uygun olarak yazılan ve üzerinde tuğra bulunduran padişah emirlerine verilen isimdir. Padişahın tuğrasını taşıyan “ferman, emir, hüküm” anlamında kullanılır. Padişah alameti olan tuğra ihtiva etmektedir.

Fermanın Bölümleri:

1.Davet: Allah’ın adının anıldığı bölümdür. Hu yada Huva zamiri kullanılır.

2.Tuğra: Padişaha aitlik bildiren işarettit.

3.Elkab: Belgenin gönderildiği şahısla ilgili tanımlanan unvan, lakap.

4.Dua: Gönderilen Şahsa dua edilen bölümdür.

5.Nakil, İblağ: Belgede asıl anlatılmak istenen şeyin yazıldığı bölümdür.

6.Emir, Hüküm: Konu anlatıldıktan sonra yapılması istenenin yazıldığı bölümdür.

7.Tehdit, Tekid: Bazı belgelerde bulunur. Padişahın verdiği emrin ne derece önemli olduğunu hatırlattığı kısımdır.

8.Tarih: Belgenin tarihidir. Hem rakamla hem de yazıyla yazılır.

9.Mahali Tahrir: Belgenin son bölümüdür. Yazıldığı yer anlamına gelir. Belgenin en alt kısmında bulunur.

Belgedeki ilk dört bölüme Dibaca denir. Belgenin asıl metninden önceki kısmı olduğunu ifade eder. 5, 6 ve 7. Kısımın bulunduğu bölüm ise asıl metin bölümüdür. Kalan kısımlar ise belgenin Hatime bölümüdür.

Menşeilerine Göre Fermanlar

            1. Divandan Yazılan Fermanlar.

            2. Maliyeden Yazılan Fermanlar

Berat

            Padişah tarafından bir memuriyete tayin, bir gelirden tahsis, bir şeyin kullanılma hakkı, bir imtiyaz veya muafiyetin verildiğini gösteren ve padişahın tuğrasını taşıyan belgedir. Davet, Tuğra, Nişan(berata özgü), Unvan(berata özgü), Elkab, Nakil-İblağ, Emir-Hüküm, Tehdit-Tekid, Tarih ve Mahalli Tahrir Beratta da vardır.

Berat Cinsleri

            A. Verildikleri Kalemlere Göre Beratlar

– Divandan Verilenler: Vezalet, Beylerbeylik beratı gibi.

– Maliyeden Verilenler: İltizam ve Mukataa.

– Askeri Beratlar: Kadılık, Müderrislik Beratları.

            B. Şekil Özelliği Gösteren Beratlar

Menşur: Sadrazam, Vezir, Beylerbeyi gibi yüksek rütbeli şahısların beratlarına erilen isimdir.

Mülkname: Bir mülkün bir şahsa mülk olarak verildiğini gösteren belgedir.

Tımar Beratı: Tımar tercihini gösteren berattır.

Beylerbeyi Beratı: Geliri 6.000 akçeyi geçmemek şartıyla beylerbeylerinin verdiği berattır.

– Name-i Humayun: Padişah tarafından Müslüman ve ya Hristiyan hükümdarlara, bazı imtiyazlı bölgelerin yöneticilerine gönderilen mektuplardır.

Name-i Hümayunun Bölümleri

Davet, Tuğra, Unvan, Elkab, Dua, Nakil-İblağ, Tembih ve Tehdit, Tarih ve Mahalli Tahrir’dir.

Ahitname-i Hümayun: Yabancı devletlerle yapılan anlaşmalar ve verilen imtiyazlar için kullanılan tabirdir. Diğer bölümlerin yanında Ahitname maddesi vardır.

Hattı Hümayun: Bazı istisnai haller hariç padişahın kendi hattı ile yazdığı emirlerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir