Sultan Süleyman Dönemi

Sultan Süleyman 1494 yılında Trabzon’da doğdu. Annesi Hafsa Hatundur. Şehzade Süleyman babasının şehzadeliği döneminde ilk olarak Bolu Sancağına atanmış fakat amcası Şehzade Ahmet’in itirazları sonucu Kefe Sancağının yönetimine getirilmişti.

                Sultan Selim taht mücadelesini kazanıp tahta çıkınca oğlu Süleyman’ı Saruhan Sancakbeyi yaptı. Hatta Sultan Selim, oğlu sancağın yönetiminde zorluk çekmesin diye bir siyasetname gönderdi.

                Sultan Selim’in ölmesi üzerine tek oğul olan Kanuni tahta sorunsuz çıktı. Sultan Süleyman tahta çıkınca ilk olarak Kahire ve Tebriz’den İstanbul’a getirilen sanatkârları serbest bıraktı. İran’a uygulanan ambargoyu kaldırdı.

İç İsyanlar

                Canberdi Gazzali İsyanı:  Sultan Selim’in ölümünü fırsat bilen Canberdi isyan etti. Amacı Suriye ve Filistin’e hakim olmaktı. Bu nedenle Mısır beyi Hayır Beye işbirliği teklif etti. Bundan hareketle 20.000 kişi ile Beyrut’u ele geçirdi. Lübnan’da ki Dürzileri isyana teşvik etti. Halep’i 1 Kasım 1520’de kuşattığı sırada İstanbul’dan Şahsuvaroğlu Ali Bey ile üçüncü vezir Ferhat Paşa isyanı bastırmak için görevlendirildi. Haberi alan Gazzali Şam’a çekildi. Burada yapılan savaşı kaybedince Ocak 1521’de idam edildi.

                Hain Ahmed Paşa İsyanı: Ahmet Paşa, ikinci vezir olan Mustafa Paşa’nın beylerbeyi olarak Mısır’a atanmasının ardından ikinci vezirliğe yükselmişti. Fakat Ahmed Paşa’nın gözü veziriazamlıktaydı. Veziriazam Piri Paşa’nın emekliye ayrılması için elinden geleni yaptı. Sonunda istediği oldu. Padişah 1523’te Piri Paşa’yı veziriazamlıktan azlederek emekliye ayırdı. Fakat işler Ahmed Paşa’nın istediği gibi gitmedi. Sultan Süleyman veziriazamlığa has odabaşı olan yakın dostu İbrahim Paşa’yı getirerek Ahmed Paşa’yı Mısır Beylerbeyliğine tayin etti. Ahmed Paşa 30 Ağustos 1523’te Mısır’a varınca isyan etti. Fakat isyanı Kahire’de 1524’te öldürülmesinin ardından son buldu. Sultan, İbrahim Paşa’yı Mısır’da düzeni sağlaması için gönderdi. Üç ay gibi bir sürede Mısır’da düzeni sağlayan İbrahim Paşa İstanbul’a döndü.

                Süğlün Koca ve Zünnun Baba İsyanı: Önceki padişahlar döneminde başlayan Anadolu’da ki Safevi İsyanları Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ortaya çıkıyordu. 1526’da Süğlün Koca ile başlayan bu isyanlar Kalenderoğlu İsyanının bastırılmasıyla son buldu. Osmanlı Devletinde padişah tahta oturduğu zaman ülkenin ekonomik kaynaklarının yeniden tespiti için sayım yapılırdı. Buna Osmanlıda Tahrir yapmak deniyordu. Süğlün Koca hadisesi ise Bozoklu Sancağının tahriri sırasında başladı. Burada yapılan tahrir sırasında memurlar halka kötü davranıyordu. Süğlün Koca lakabıyla tanınan kişi Kadri Koca Babaydı. Ayaklanmanın önünde gelen kişi ise onun oğlu olan Şeyh Veli’ydi. Tahrirde Şeyh Veli’ye fazla vergi yazılınca Veli indirim istedi. Tahrir memuru Mustafa Bey bunu kabul etmediği gibi dedelerin birinin sakalını kesmekle tehdit etti. Bunun üzerine Şeyh Veli yanına aldığı adamlarla isyan etti. Bu sırada aynı olaydan mustarip bir başka kişi ise Baba Zünnun’du. İsyanların bir diğer nedeni ise Safevi propagandasıydı. İsyancılar tahrir memurlarını öldürdü. Bunun üzerine ilk müdahale Karaman Beylerbeyi Hürrem Paşa tarafından yapıldı. Yapılan savaşta Hürrem Paşa mağlup oldu. Bunun üzerine Rumeli beylerbeyinin yanında Dulkadirli ve Malatya beylerbeyi isyanı bastırmakla görevlendirildi. Neticede 26 Eylül 1526’da Höyüklü mevkiinde sıkışan isyancılar bozguna uğratıldı. Bu türden ayaklanmalar 1527’de Tarsus taraflarında görüldü. Yenice Bey adlı kişi yanına topladığı 600 kişiyle isyan etti. Bu isyanı da Ramazanoğlu Piri Bey 1527 Mart ayında bastırdı.

                Kalenderoğlu İsyanı: İsyanın nedenleri arasında Şiiliğin etkisi olduğu kadar özellikle konargöçer Türkmenler arasındaki ekonomik ve sosyal şartların etkisi vardı. Sıkı denetim altına girmek istemeyen Türkmenler isyana katıldı. Karaman Beylerbeyi Mahmut Paşa ve Anadolu Beylerbeyi Bayram Paşa asilerin üzerine gittiyse de mağlup oldu. Yapılan tüm müdahaleler başarısız olunca Sultan Süleyman İbrahim Paşa’yı isyanı bastırmakla görevlendirdi. İbrahim Paşa Kalenderoğlu’nun yanında bulunan Dulkadirli Türkmenleri isyancılardan ayırdı. Daha sonra harekete geçerek isyancıları öldürdü.

                Molla Kabız Olayı: İran’dan gelen Molla Kabız, 1527 yılında İstanbul’da Hz Muhammed’i tenkit ve Hz İsa’nın Hz Muhammed’den üstün olduğunu savunan fikirler ortaya attı. İbrahim Paşa devrin âlimlerini davet ederek Molla Kabızın fikirlerini çürütmelerini istedi. Bu amaçla Molla, Divan-ı Hümayuna çağırıldı ve fikirleri dinlendi. Kadıaskerler bu fikirleri çürütemeyince İbrahim Paşa çok öfkelendi. İlk başta Molla serbest bırakılsa da daha sonra yakalanıp hapse atıldı. Ertesi gün yine bir divan kuruldu. Bu sefer divana katılan şeyhülislam İbni Kemal Mollanın bütün fikirlerini çürüttü ve onu doğru yola davet etti. Molla bunu kabul etmeyince şeyhülislam fetvasıyla idam edildi.

                İsmail Maşuki: İsmail bir takım sözlerde bulunuyor, herkesin tanrı olduğunu ve zinanın helal olduğunu savunuyordu. Ona göre kabir azabı ve hesabın olmadığı insanın ruhunun ölünce başka bir bedene geçtiği düşüncesindeydi. Bunun üzerine 12 müridiyle At Meydanında idam edilerek öldürüldü.

Belgrat’ın Fethi(30 Ağustos 1521)

                Canberdi Gazzali isyanı bastırıldıktan sonra Macaristan üzerine sefer hazırlığı başladı. Nedeni Macar Kralının Osmanlı elçisi Behram çavuşu öldürmesiydi. Bu apaçık bir savaş ilanı olarak görülüyordu. Sultan Süleyman 18 Mayıs 1521 günü ordusuyla bizzat sefere çıktı. Ahmed Paşa’nın Böğürdelen Kalesi’ni alması üzerine Sultan ilk fethini yapmış oldu. Belgrat’ı kuşattıktan sonra 30 Ağustosta alan Sultan, Cuma namazının ardından şehirden gitmek isteyenleri serbest bıraktı. Sultan, İstanbul’a döndükten sonra Venedik ile bir ahitname imzaladı. Bu ahitname ile Venedik’e ticaret serbestliği tanınırken bir Venedik elçisi üç yılda bir değiştirilmek şartıyla Balyos adı verilen elçilik İstanbul’a kabul edildi.

Mohaç Meydan Muharebesi (29 Ağustos 1526)

                Balkanların fethi sonrası Macaristan Avrupa ile Osmanlı arasında bir köprü vaziyetindeydi. Üstelik iki devlet arasında eskiden gelen balkanlara hâkimiyet olma sorunu vardı. Bu sırada Fransa ile Roma Germen İmparatorluğu arasında mücadele başlamış İmparator Şarlken Fransa’yı ele geçirmeyi kafaya koymuştu. Nitekim 1525’te yapılan savaşta Fransa Kralı François, Şarlken’e esir düşmüş Kralın annesi oğlunu esaretten kurtarmak için Sultan Süleyman’dan yardım istemişti. Sultan, yardım etme sözü vermiş bunun üzerine Şarlken, Fransa kralı ile Cata-i Combrai anlaşmasının ardından Kralı serbest bırakmıştı. Sultan Süleyman Avrupa’nın durumunu yakından izliyor, Avrupa’da ortaya çıkan Protestan Mezhebini destekliyordu. Bu mezhep Macaristan’da yayılmaya başlamış Macar Kralı Layoş halka baskıcı ve kötü davranmaya başlamıştı. Nitekim sınır bölgelerden kaçan halk akıncılara sığınmıştı. Bunun üzerine Sultan Süleyman 100.000 kişilik ordusuyla 23 Ağustos 1526’da sefere çıktı. Macar Kralı savaşın kaçınılmaz olduğunu anlayınca yanındaki devletlerden yardım istediyse de sonuç alamadı. Nitekim 29 Ağustos’ta iki ordu karşı karşıya geldi. Yapılan savaşta 600 yıllık Macar Krallığı sona erdi. Bu savaş sonrasında Avrupalılar bir daha 1596 Haçova Meydan Muharebesine kadar Osmanlı ile Meydan Muharebesine giremedi. Sultan Süleyman Avrupa içlerine kadar ilerlemiş, Şarlken ve Ferdinand’ı savaşa davet etse de hiçbiri cesaret edemedi. 10 Eylül 1526’da Macaristan başkenti Budin’de teslim olmuştur.

                Viyana Kuşatması 1529

Jan Zapolya Osmanlı Devletinin sayesinde Macaristan’ın büyük bir kısmına sahip olmuştu. Fakat kısa bir süre sonra Osmanlı Devletine yüz çevirdi. 1527 yılında yapılan İmparatorluk Meclisinde Osmanlı Devleti’ne karşı diğer Avrupa devletlerinden yardım istedi. Fakat Jan Zapolye, Ferdinand ile girdiği mücadele de Tokay’da mağlup olup Budin’i kaybedince Lehistan’a sığındı. Zor durumda da kalınca Osmanlı Devletinden yardım istedi. Zaten Kanuni de bir yardım talebi gelmese de olaylara müdahale etmeyi bekliyordu. Bunun üzerine 1528’de Jan ile Osmanlı Devleti arasında bir tabiilik anlaşması yapıldı. Bunun ardından harekete geçen Kanunu Sultan Süleyman 1529’da tarihte Viyana Kuşatması olarak geçen II. Macaristan Seferine çıktı. Mohaç’ta ordugah kuran Kanuni, Jan Zapolya’ya Budin’i yıllık vergisini vermek şartıyla bıraktı. Ardından sefere devam edilip Estergon Kalesi ele geçirildi. Osmanlı Devleti Viyana’ya yönelince Avrupa da büyük karışıklık başladı. Ferdinand Kalenin korunmasını Komutan Kont Nicolas von Salm’a devretmişti. Bunun üzerine Avrupa’da ki mezhep kavgaları bir kenara bırakılarak her milletten takviye kuvvetler Viyana Kalesine aktarıldı. Nicolas kuşatmaya tedbiren Ahşap evlerin çatılarını yıktırdı. Top etkisini azaltmak için kaldırım taşlarını söktürdü. Kuşatmanın uzaması halinde iki ay yetecek kadar erzak depoladı.  Sivil halkı ise kaleden dışarı çıkarttı. Nitekim 27 Eylül’de başlayan kuşatma 15 Ekim’de son buldu. Nedeni kale kuşatması için büyük toplar getirilmemişti. Ayrıca Kanuni Viyana’yı almak için değil istediği zaman rahatlıkla kuşatabileceğini Avrupa’ya göstermek için bu seferi uzatmıştı. Ayrıca yeni fethedilen Macaristan’da Osmanlı idaresi tam olarak kurulmamıştı. Bunun için askeri bu şekilde dağıtmak son derece tehlikeliydi. Kış aylarının yaklaşması da kuşatmayı olumsuz etkileyeceğinden 16 Ekim’de padişah otağı sökülerek dönüş hazırlıkları başladı. Neticede sefer amacına ulaşmıştı. Çünkü 1527 yılında Roma’yı ele geçirip papayı esir alan Şarlken’den Avrupa inim inim inliyordu. Kanuni Fransa üzerinde bir baskı politikası kurarak hakimiyetini kırmak istiyordu. Nitekim Papa ile Kanuni arasında yapılan Barselona Anlaşması İtalya üzerinde ki Osmanlı Hakimiyetini resmen onaylamıştı. Böylece Fransa üzerinde kurulacak baskıyı engelleyecek kimse kalmamıştı. Ayrıca Fransa Cambrai Antlaşmasıyla Burgonya’yı Şarlken’e bırakmak zorunda kalmıştı. Kanuni bu seferiyle Şarlken’in bu baskısını hafifletti.

                ALMAN SEFERİ 1532

1930 yılında Ferdinand İstanbul’a bir elçi göndererek Osmanlı Devletine yıllık vergi vermesi şartıyla Macaristan’ın kendisine bırakılmasını istedi. Osmanlı Devleti ise bunun tam aksine Ferdinand’ın Macaristan üzerinde ki Osmanlı hakimiyetini tanıması ve elinde bulundurduğu Macar kalelerini derhal boşaltılması emredildi. Bu sırada Jan Zapolye idaresinde ki Macaristan’da çok iyi şeyler olmuyordu. Başta Sitegvar banı olmak üzere Macar Asilzadeleri Jan Zapolya’ya yüz çevirmişlerdi. Bu sırada Sitegvar banı öncülüğünde bir isyan çıkınca Ferdinand ordusuyla harekete geçerek Estergon, Vişerad ve Vaç Kalelerini ele geçirip Budin’i kuşattı. Bunun üzerine Jan Semendre Sancak beyinden yardım istedi. Bali Bey, Zapolya ile birlikte kaleyi 57 gün Ferdinand’a karşı savundu.

Haberi alan Kanuni 25 Nisan 1532’de ordusuyla harekete geçti. Niş’e geldiğinde Ferdinand teklifini aynen yinelese de kabul görülmedi. Hemen harekete geöen Osmanlı ordusu sırasıyla Egersizek, Sikloş kelelerini ataat altına aldıktan sonra emsali bir çok kaleyi de ele geçirdi. Amaç kale fethetmek değil Şarlken ve Ferdinand’ı Meydan Muharebesine çekmekti. Fakat bunların hiçbiri Osmanlı ordularının karşısına çıkamadığı için Kanuni geri döndü.

14 Ocak 1533’te bir anlaşma imzalandı. Osmanlı Kaynaklarında Yanıkkale Yabancı kaynaklarda Raab olarak geçen Göle Kalesi Osmanlı Hakimiyetine bırakılacak Avusturya Arşidükü Osmanlı veziriyle eşit sayılacaktı. Ferdinand Macar toprakları üzerinde ki Jan Zapolya’nın hakimiyetini tanıdı.

1555 yılında Protestan Alman Prensleri ile Şarlken arasında imzalanan Ausburg Barışı ile Osmanlının desteklediği Protestanlar emellerine ulaşarak imtiyaz aldı.

Osmanlı Devleti Avrupa’da Şarlken’e karşı mücadele eden Fransa Kralı Francosis’i destekliyor ve koruyordu. Bu amaçla Fransa’nın diğer devletlerle anlaşma yapabilmesi için 100.000 duka altın gönderilmişti. Ayrıca duruma göre kapitülasyonda verilebileceği gündeme gelmişti. Bunun sonucunda Sadrazam İbrahim Paşa ve De la Forest arasında yapılan görüşmeler neticesinde Venedik ve Cenevizlilere verilen ticari imtiyazların dışında bir tasarı hazırlatıldı. Fakat İbrahim Paşa’nın idam edilmesi üzerine bu anlaşma III. Selim zamanında devreye girdi.

                İtalya Seferi 1537

Venediklilerin Osmanlı ticaret gemilerine saldırmaları üzerine durumu fırsata çeviren Kanuni, Venediklilerin Avrupa’da ki bir siyasi ittifaka girmemeleri için harekete geçti. Osmanlı donanması Barboros Hayreddin paşa komutasında Mayıs 1537 yılında denizlere açıldı. Avlonya Seferi de denilen bu seferde Korfu Adası kuşatıldı. Hedef Otranto’ydu. Avlonya önlerine gelen Sultan Süleyman Lütfi paşa komutasına verdiği bir kısım orduyu Pulya sahillerini vurmak için gönderdi. Lütfi paşa burada birkaç kaleyi kuşattı. Bu sırada Barboros Paşa Doria ya yönelmiş Venedik donanmasını takibe almıştı. Buradan dönüp Lütfi Paşa ordusuyla birleşince Preveze önlerine iki paşa geldi. Ordu İstanbul’dan hareket ettiğinde Venedik’e savaş ilan edilmemişti. Hala da durum aynıydı. Neticede Yunus Bey, elçi olarak Venedik’e gönderildiyse de yolda saldırıya uğradı. Ardından karaya oturan Osmanlı gemilerine de saldırılar düzenleniyordu. İstanbul’da ki Venedik Orsini senatoya başvurarak bunun sorumlularının cezalandırılmasını istedi. Neticede sorumlu görülen Grandeniko hapsedildi. Osmanlı Deveti ise Venedik’in Andre Doria ile İttifak kurduğunu bahane ederek Savaş İlan edildi. Neticede Korfu Adasının kuşatılmasıyla buranın en önemli kalesi olan San Angelo muhasara edildi. Sultan Süleyman kuşatmanın kaldırılmasını emrederek 22 Kasım’da İstanbul’a geldi. Kuşatmanın kaldırılmasının sebepleri ise Veziriazam Ayas Paşa’nın İbrahim Paşa kadar kabiliyetli olmaması, kışın yaklaşması ve Fransa Kralına güvenilememesi olarak değerlendirildi.

Kuşatma kaldırılsa da mücadeleler devam ediyordu. Castel-Nouva Kalesinin Venedikliler tarafından alınması ilişkileri daha da bozdu. Osmanlı Devleti burayı geri almak için harekete geçtiği sırada Venedik barış istedi. Müzakerelerde Osmanlı tarafından hiç taviz verilmiyordu. Nitekim Venedik elçisi Tomaso Contarini padişah tarafından kabul edilmesine rağmen hoş karşılanmadı. Bunun üzerine barış görüşmeleri Venedik’te ki Onlar Meclisinde Müzakere edildi Osmanlı Devleti Malvasia ve Napoli di Romania Kalelerini hiç itirazsız kendilerine bırakılmasını ayrıca savaş tazminatının ise 300.000 altın olarak belirlenmesini istemişti. Onlar Meclisinde alınan kararda ise eğer barışa bu kaleler engel olacaksa kalelerin Osmanlı Devletine verilenebileceği de gizli emir olarak söylenmişti. Yani Osmanlıdan ne koparırsak kardır havası güdüyorlardı. Neticede Fransız kralı bu durumu meclis kâtibinden haber alınca anlaşma için daha masaya oturulmadan Osmanlıya bildirdi. Bu durum karşısında Osmanlı Devleti Venedik ile anlaşmaya yanaşmadı. Neticede 20 Ekim 1540 tarihinde anlaşma imzalandı.

Neticede Venedik, Osmanlı Devletinin isteklerini yerine getirmek zorunda kaldı.

                Boğdan Seferi 1541

Boğdan voyvodası Petru Rareş, Osmanlı Devletine ödemesi gereken yıllık vergiyi ödemediği gibi Erdel’i de işgal etmişti. Ayrıca Kanuninin Erdel’e gönderdiği Alvise Gritti’yi de öldürünce birde bunlar yetmezmiş gibi bağımsızlık düşüncesi adı altında Ferdinand ile ittifak kurmaya çalışınca Boğdan Seferi farz oldu. Osmanlının geldiğini, duyan Petru, Erdel’e kaçtı. Osmanlı ordusu Yaş Şehrini yakıp yıktı. Voyvodalığın merkezi olan Suceava Şehri Osmanlı Ordularına boyun eğdi. Bütün Besarabya Osmanlıya direk bağlandı. Prut ve Dinyester Nehri arası sancak olarak ilan edildi. Ve Doğrudan Merkeze bağlandı. Voyvodalığa Petru’nun kardeşi Stefan getirildi. Fakat Stefan da Boğdan’lılar tarafından öldürülünce Petru Rareş İstanbul’a gelerek Sultandan af diledi. Vergi iki katına arttırılarak Petru’nun makamı iade edildi.

                Budin’in Fethi 1541

Ferdinand, Osmanlı Kuvvetleri Macaristan’dan çekildiği zaman Budin’e saldırmaktan geri durmuyordu. Macar Voyvodası Jan Zapolya bu saldırıları kimi zaman püskürtse de 1540’da ölümünden sonra durum iyice karışmaya başladı. Zapolya, Lehistan Kralının kızı İsabella ile evlenmiş ondan bir erkek evladı olmuştu. Bu çocuk veliahttı. Fakat ortaya atılan rivayetler bu çocuğun Jan Zapolya’dan olmadığı yönündeydi. Neticede Jan’ın oğlu olduğu kesinleşince Veliaht Sigismund Kral ilan edildi. Bunu fırsat bilen Ferdinand, Budin’i tekrar kuşattı. Osmanlı Ordusu harekete geçince Ferdinand geri çekildi. Osmanlı Ordusu Budin Yakınlarında ordugâh kurarak Kraliçeyi ziyarete geleceğini bildirdi. Kraliçe Padişahın huzura gelmesinin uygun olmayacağını belirterek oğlunu dadılarla birlikte Osmanlı Ordugahına gönderdi. Çocuk huzura bir voyvoda gibi çıktı fakat tam bu sırada ağlayınca durum dadılar tarafından görüşüldü. Bu sırada Budin alınmıştı. Kanuni Budin’i 12 sancağa ayırarak Beylerbeyliği yaptı. Başına da Süleyman Paşayı ilk beylerbeyi olarak atadı.

Estergon Seferi 1543

Ferdinand, Macaristan Seferi ardından İstanbul’a yine bir elçi göndererek Macaristan’ın idaresinin kendisine verilmesini istedi. Karşılığında 50.000 Altın ya da 100.000 altın vermeyi teklif etti. Fakat yine ret cevabı aldı. Ferdinand, Avrupa’da farklı devletlerden topladığı askerlerle bir ordu kurdu. Bu ordunun başına Joachim’i verdi. Joachim Peşte’yi kuşattı. Bu hareketi Fransa sayesinde öğrenen Kanuni hemen harekete geçti. 23 Nisan 1543’te İstanbul’dan ayrılan Osmanlı ordusu Macaristan’a geldi. 8 Temmuz’da Sikloş Kalesi ele geçirildi. Buradan harekete geçen ordu Estergon Kalesini 10 Ağustos 1543 yılında ele geçirdi. Ardından da İstonli Belgrad kalesi fethedildi. Burası eski Macaristan’ın merkeziydi. Bir sancak haline getirildikten sonra Budin Beylerbeyliğine bağlandı.

Erdel Meselesi (Transilvanya)

Erdel yönetimi Turda adlı meclisin elindeydi. Martinuzzi kendisini kralın naibi olarak seçtirdikten sonra Erdel’i Osmanlı hakimiyetinden ayırmak için faaliyetlerde bulunmaya başladı. Martinuzzi bu anlamda Ferdinand’la anlaşınca durum Kanuniye haber edildi. Meseleyi yakından takip etmek için Sokullu Mehmet Paşa bu bölgeye gönderildi. Martinuzzi, durumun kendisi adına kötüye gittiğini görünce kendisini affettirmek için harekete geçti. Fakat bunu haber alan Avusturyalılar tarafından öldürüldü. Avusturyalılar Lipava’yı kuşatsa da başarılı olamadılar. Sokullu Mehmet Paşa, Temeşvar’ı alamayınca ertesi yıl Serdarlığa Ahmet Paşa getirildi. İkisi birlikte bu kaleyi zor da olsa aldı. Daha sonra Eğri muhasara edilse de alınamadı bunun için de çevrede bulunan Solnok Kalesi ele geçirildi. Burada Temaşvar Beylerbeyliği kuruldu. Bu beylerbeyliği 1699 Karlofça Anlaşmasına kadar Osmanlı Devletinin hakimiyetinde kaldı.  Avusturya elçisi Busbecq, Kanuni ile görüşmek için Amasya’ya geldi. Haziran 1555 yılında kısa süreli bir ateşkes antlaşması yapıldı. Avusturya artık Macaristan’ın tamamını istemiyordu. Erdel’in kendilerine bırakılması yeterliydi. Kanuni Sultan Süleyman da buna karşılık Sigetvar Kalesinin derhal terkedilmesini istedi. Erdel Diyet Meclisi Sigismund ve İzabella’yı tekrar yönetimi ele almaları için geri çağırdı. Fakat bölgede durum hala karışık vaziyetteydi. Neticede Sadrazam Semiz Ali Paşa önderliğinde bir anlaşma imzalandı. 1562 yılında Roma-Germen İmparatoru Ferdinand tarafından imzalandı.

Sultan Süleyman’ın Son Seferi

Ferdinand öldükten sonra yerine geçen oğlu Maximillian İmparator oldu. Hemen ardından Tokay’ı ele geçirmişti. Osmanlı Devleti kalenin iadesini ve verilmeyen iki yıllık vergiyi istedi. Sigetvar Kalesinin yakınlarında ki eşkıyalar da Macaristan topraklarını tehdit ediyorlardı. Kanuni, Sigetvar ile Eğri Kalelerini alarak Avusturya’nın direnç noktalarını yok etmek istiyordu. Sultan bu 13. Seferi olan bu sefere çıktığında 73 yaşındaydı. 7 Ağustos 1566’da Sigetvar kuşatıldı. Kale kumandanı Nicolay Zriyn kaleyi korumaktan vaz geçmiyordu. Nitekim 6-7 Eylül 1566’da Sultan vefat etmişti. Muhasara hala devam ediyordu. Kanuninin ölümünün ertesi günü kale fethedildi.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Doğu Siyaseti

Irakeyn Seferi 1534-1535

Orta Asya Türk dünyası ile bağlantı kurmak isteyen Kanuni, Türkistan’a kadar o bölgeleri ele geçirmek için harekete geçti. Şah İsmail öldükten sonra yerine çocuk yaştaki Tahmasp geçmişti. Bu durum içeride Sünnilerin ayaklanmasına sebep oldu. Sünniler Osmanlıdan yardım istedi.  Bu sırada Azerbaycan Hakimi Osmanlıya katılmış Bağdat valisi Zülfikar Han ise Şehrin anahtarını Kanuniye göndermişti. Bu amaçla yapılacak olan İran seferine Sadrazam İbrahim Paşa görevlendirilmişti. İbrahim Paşa Orduda çıkan dedikodular ardından Sultanı sefere davet etti. Batı sınırlarını güvenceye alan Kanuni 1534’te İstanbul’dan harekete geçti. Tebriz’de Halk onu muhteşem bir şekilde karşılamıştı. Kışın da gelmesiyle Bağdat’a yönelen Kanuni 28 Ekim 1534’de şehre girdi. Ardından tekrar harekete geçen Sultan Tebrizi 3. Kez kuşatarak ele geçirdi. Fakat Şah Tahmasp, Sultanın karşısına bir türlü çıkmadı. Neticede Sultan geri dönünce Şah eski yerleri tekrar ele geçirdi.

İran Tebriz Seferi 1548

Şahın kardeşi olan Elkas Mirza abisine karşı isyan etmiş tahtı ele geçirme manasıyla 1547’de Osmanlıya sığınmıştı. Sultanın eline büyük bir avantaj geçmişti. Neticede İran üzerine sefer hazırlıkları başladı. Nisan 1548’de Ordusuyla harekete geçen Sultan Tebriz’e 27 Temmuz 1548’de geldiğinde şehri savaşmadan ele geçirdi. Bir çok bölgeyi hakimiyeti altına alsa da Şah, Osmanlı ordusu çekildikten sonra buraları tekrar ele geçirdi.

Nahcivan Seferi 1553

Osmanlı ordusunun Macaristan’da bulunmasını fırsat bilen Şah, hemen harekete geçerek Osmanlının hakimiyetine aldığı bölgelere akınlar düzenleyip halka ağır zulümler yapmıştı. Kanuni gelişimeler üzerine Veziriazam Rüstem Paşayı serdar ilan etti. Rüstem Paşa Aksaray’a gelince bir elçi göndererek Şehzade Mustafa’ya dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Sultan bunun üzerine 1533 yılında bizzat sefere çıktı. Ordugaha gelen Şehzade Mustafa bu sefer sırasında katledildi. Cihangir ise abisinin burada katledilmesine dayanamayarak aynı yerde vefat etti. Şehzade Selim’i yanına çağıran Sultan Süleyman harekete geçerek Diyarbakır’a geldi.  Temmuz’da Kars Ovasına gelen Kanuni, Şah’a mektup yazarak kendisini savaşa davet etti. Eğer top ile tüfekten korkuyorsan seni yenmek için bunlara ihtiyaç yok sadece kılıçla da savaşırız dedi. Fakat şah daha da geri çekilerek bölgeleri yağmaladı. Sultan Nahcivan’a geldiğinde bölgenin terkedilmiş bir çöl haline geldiğini gördü. Lur dağına kaçan Şah’ı takip etmeyerek geri döndü. Sultan Amasya’ya ulaşınca Şah’ın elçisi Ferruhzad Bey gelerek barış istedi. Neticede 29 Mayıs 1555’de Safevi devleti ile Osmanlı Devleti arasında Amasya Anlaşması imzalandı. Bu anlaşma 1578 yılına kadar devam etti.

AKDENİZ VE KUZEY AFRİKA POLİTİKASI

Akdeniz’de faaliyetler Barbaros Hayreddin Paşa ile başlamıştı. Hayreddin Paşa, 1516’da Cezayir’i ele geçirdi. Fakat burayı koruyacak güçte değildi. Hatta yapılan bir savaşta abisi Oruç Reis vefat etmişti. Bu vesileyle de yalnız kalınca Sultan Süleyman’dan yardım istedi. Sultan Süleyman’da kendisini Kaptan-ı Derya ilan ederek 6 Nisan 1534’te Cezayir Beylerbeyliğine atadı. Kanuni 1532’de Alman Seferine çıktığı zaman Barbaros’u Akdeniz’e göndermişti. 70 bine yakın Müslüman’ı İspanya’dan Cezayir kıyılarına getirmeyi başaran Barbaros paşayı durdurmak için Andrea Doria görevlendirildi. Donanmaya takviyeler yapıldıktan sona 1534 yılında tekrar Akdeniz’e açıldı. Barbaros’un faaliyetleri Akdeniz Ülkelerini korkutuyordu. Bunun üzerine bir haçlı donanması kurularak Andrea Doria’nın komutasına verildi. Bu donanmayı Hayreddin Paşa Preveze de 27–28 Eylül 1538’te mağlup etti. Barbaros Hayreddin Paşanın yapmış olduğu mücadeleler sonunda Akdeniz bir Türk gölü haline geldi. Denizlerin Efsanesi olan bu paşa 14 Temmuz 1546’da İstanbul’da vefat etti.

 Akdeniz’i Türk gölü haline getiren Barbaros Hayrettin Paşaydı.

Barbaros Hayrettin Paşa’nın ölmesi üzerine Kaptanı Deryalık önce Sokullu Paşa’ya sonra Sinan Paşa ve ardından da Turgut Reis’e verildi. Turgut Reis, Tunus’ta birçok yeri ele geçirdi. Mehdiye’yi ele geçirip Haçlı donanmasını yendi. Böylece haçlıların dikkatini çekti. Turgut reis donanmaya tam anlamıyla katılınca Trablusgarp’ın fethine yardım etti. 1552’de Karlıili kendisine Sancak olarak verildi.  1553 yılında Korsi adasının merkezi olan Bastia’yı ele geçirdi. 1554’te Trablusgarp Beylerbeyi oldu. 1556 yılında Sinan Paşa’nın ölmesi üzerine Kaptanı Deryalığa Piyale Paşa getirildi. Piyale Paşa komutasında ki Osmanlı donanması 1560 yılında Haçlılara saldırarak ellerinde tuttukları Cerbe Adasını aldı.

Hint Deniz Seferi

Hindistan, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Portekizlilerin Kontrolü altındaydı. Burada bulunan Müslümanlar Kanuniden yardım istedi. Kanuni de hem bu yardım talebine cevap vermek hem de Portekizlilerin ticaret yollarını değiştirmesini engellemek amacıyla sefere karar verdi. Bu sırada Selman Reis Yemen’e hakim olmuştu. Diu’yu kuşatarak Portekiz Kuvvetlerine karşı başarı sağlayan Emir Mustafa Bey’di. Kanuni Hint Seferi sırasında Hadım Süleyman Paşa’yı Mısır’a vali atayarak Süveyş’te de donanma kurmasını istedi. Donanmayı hazırlayan Hadım Süleyman Paşa, Kızıldeniz’e açılarak Aden’i ele geçirdi. Bu sırada Özdemiroğlu Osman Paşa 1548’de Sana’yı alarak buraya Beylerbeyi oldu.  Kaptanı Deryalığa 1547 yılında Piri Reis geçirildi. Hint Kaptanı deryalığına getirilen Piri Reis 1552’de Hürmüz Boğazını kuşattı. Piri Reis bu sırada Portekizliler tarafından ablukaya alında 3 gemiyle donanmayı yarıp Mısır’a gelse de bu hareketi başarısızlık sayıldı ve 1553’te Kahire’de İdam edildi. Piri Reis’in yerine ise Kaptanı Deryalığa Murat Reis getirildi. Murat Reis’te başarısız kalınca yerine Seydi Ali Reis 1553 yılında getirildi. Seydi Ali Reis başından geçenleri anlattığı eseri olan Mir’atül Memalik isimli eserini kaleme aldı.  Hint Okyanusunda ki fırtınalar yüzünden buraya daha fazla donanma gönderilemedi ve Hint Kaptanı Deryalığı Kurdoğlu Hızır’a verildi. Bu seferle birlikte Osmanlı denizlerde ki ticaret faaliyetlerini artırdı. Bu seferle birlikte Kızıldeniz ve Basra Körfezi ele geçirildi.

Şehzade Mustafa’nın İdamı

1553 yılında, Sultan Süleyman’ın Mustafa, Selim, Bayezid ve Cihangir yaşıyordu. Şehzade Mustafa, Selim ve Bayezid Anadolu’nun çeşitli yerlerinde sancakbeyi idiler. Bu şehzadelerden Mustafa Mahidevran’ın, Selim ve Bayezid ise Hürrem Sultan’ın oğullarıydı. Hürrem’den doğan bir başka şehzade Mehmet ise Saruhan Sancakbeyi iken vefat etmişti. Şehzadelerden Mustafa en büyük olduğu için Saruhan sancakbeyliğine tayin edilmişti. Fakat tahta kendi oğullarından birinin geçmesini isteyen Hürrem ise İstanbul’a yakın olan Saruhan Sancakbeyliğine kendi oğullarından Mehmet’i atanmasını istemiş fakat Mehmet genç yaşta vefat etmişti. Bunun sonucunda da Şehzade Mustafa Amasya Sancakbeyliğine tayin edilmişti. Şehzade Mustafa’nın en büyük destekçisi Veziriazam İbrahim Paşa’ydı. Onun ölmesinden sonra ise Hürrem ile Rüstem Paşa ittifak kurmuşlardı. Şehzade Mustafa halk ve yeniçeriler tarafından çok fazla seviliyordu. Ayrıca en büyük şehzade olması yüzünden de tahta en yakın kişi olarak görülmekteydi. Bu sırada Hürrem Sultan, Şehzade Mustafa’nın yaptıklarını adım adım takip ettiriyordu. Nitekim aldığı haberler günden güne Şehzade Mustafa’nın itibarının arttığı yönündeydi. Tabi ki de bu durum Hürrem’i şüphelendiriyordu.

İran olaylarının artması üzerine Kanuni, Rüstem Paşa’yı serdar tayin ederek sefere gönderdi. Rüstem Paşa ise bir oyun çevirerek Ankara’ya geldiğinde Sultan’a bir mektup yazarak “ Şehzade Mustafa babasının yaşlandığını,  bu nedenle sefere Rüstem Paşa’yı gönderdiğini ve artık daha genç ve dinamik bir padişahın tahta geçmesi gerektiğini düşündüğünü bunun için de saltanat sevdasına kapıldığını” yazmıştı. Hatta ve hatta bu amaç doğrultusunda Tuğra çalışmaları da yaptığı Rüstem Paşa tarafından Kanuni Sultan Süleyman’a iletilmişti. Bazı kaynaklarda Şehzadenin kendisini taht için hazır hissettiğini, bu yüzden tuğ çalışmalarına girdiğini yazarken bazı kaynaklar ise Padişahın Rüstem Paşa ve Hürrem Sultan’ın oyununa geldiğini bildirmektedir. Kusursuz bir plandı. Rüstem Paşa’nın mektubundan sonra şüpheye düşen Kanuni, Hürrem’in de teşviklerini alınca Rüstem Paşa’yı geri çağırarak bizzat sefere çıkma kararı aldı. 28 Ağustos 1553 günü yanında oğlu Cihangir’le birlikte yola koyuldu. Sultan Bolvadin’e geldiğinde otağını kurdurtarak oğlu Şehzade Mustafa’yı yanına çağırttı. Şehzade Mustafa ise babasının ordusuna ancak Konya Ereğlisi yakınlarında icabet etti. Padişah tarafından otağa davet edilen Şehzadeye etrafındakiler gitmemesini söylüyorlardı. Şehzade Mustafa gayet kendinden emin bir şekilde eğer gitmezse bunun bir isyan olarak değerlendirileceğini söylüyordu. Şehzade, otağa girer girmez dilsizler tarafından idam edildi. Bu durum asker arasında çok büyük tepkilere yol açmıştı. Neticede Cihan Padişahı Kanuni, Oğlunu belki de hiç dinlemeden idam ettirmişti. Bu olaydan kendisi de pişmanlık duymuş olsa ki bu olaydan sorumlu tuttuğu Rüstem Paşa’yı azlederek yerine Ahmed Paşa’yı getirdi.

Bu olaydan sonra asker arasında Padişahın artık yaşlandığı olayları fısıltılı bir şekilde yayılmaya başladı. Aslında Kanuni kendi babası Sultan Selim’in tahtı ele geçirme sürecini yakından görmüş ve tecrübe ettiği için böyle bir olaya farklı duygular la yaklaşmıştı. Abisinin bu halde öldürülmesine dayanamayan Cihangir ise ordu Halep’te kışlarken vefat etmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir