Urartu Devleti’nde I. Rusa Dönemi

M.Ö 734 tarihinde II. Sarduri’nin yerine Urartu tahtına I. Rusa geçti. Bu karışıklık içinde tahta çıkan Rusa’nın saltanatının ilk yıllarını kapsayan bilgiler bir hayli sınırlıdır. Bu nedenle Rusa’nın askeri ve idari eylemleri hakkında birkaç yazıta bağlı kalmak durumundayız. Bu dönemle ilgili bilgi veren üç önemli yazıttan ikisi Kuzeyde, diğeri ise Uşnu ovasında ele geçmiştir. Gökçe gölün Güney kıyısında, günümüzdeki Kama kasabasında ele geçen yazıt ile gölün Güney Batısında Kelagran olarak bilinen Tsovinar kasabasında bulunan yazıt bu yörede kurulan iki önemli Urartu kalesinin yapımı için dikilmiştir. Yeni inşa edilen bu yerleşim yerleri “Haldi” ve “Teşeba” kaleleridir. Gökçe Göl civarında kurulan bu kalelerin yapım nedeni Kuzeyden gelen atlı kavimler tehlikesinin giderek artmasına bağlanmıştır. İskitlerden sonra özellikle Kimmerler bu tarihlerde tüm batı Asya ülkeleri için önemli bir tehlike oluşturmuşlardır.

Dış politikada babası II. Sarduri’yi takip eden Rusa, Anadolu’daki Tabal kralı Ambaris ve Muşki kralı Mita ile ittifak yapmıştır.

Nor-Bayazet ve Tsovinar’ da bulunan yazıtlarda adı geçen faaliyetler Gökçe Göl çevresinde gelişen olayları açıkça sergilemektedir. Nitekim Rusa, babası Sarduri döneminde ele geçirilmiş olan bu bölgede ayaklanan Uelikuhi ülkesi kralını mağlup edip, Kralı tahtından indirmiş ve yerine bir bölge valisi atayarak yönetimi doğrudan merkeze bağlamıştır. Bu dönemde İskit ve Kimmerlerin Büyük olasılıkla kışkırtmaları sonucu Kuzey halkları Urartu’ya karşı başkaldırıyordu. Yine bu sırada gökçe göl civarında gelişen olaylara karşı Rusa’nın önemli başarılar kazandığı ilgili yazıtların içeriğinden anlaşılmaktadır. Tsovinar yazıtına göre Rusa tek bir yolda yirmi üç kralı mağlup etmiş ve birçok erkek ve kadını Biainili ülkesine götürmüştür.

Rusa’nın Gökçe göl civarındaki insanlar için yaptığı eyalet valisi ataması durumuna benzer bir durum güneydeki Ardini (Musasil) ülkesi için de uygulanmıştır. Topzava Stelin’den elde edilen bilgilere göre bölgeye yapılan askeri seferler sonundaki Urartu başarısına karşı Ardini kralı Urzana tahtını korumuş fakat bütünüyle Rusa’ya bağlı ve sorumlu kalmıştır.

I. Rusa dönemi Urartu Asur İlişkileri

I. Rusa dönemi sırasında Kuzeyde ve Güneyde alınan bu idari önlemlerin yanında Batı İran da da gelişen önemli olaylar vardı. Bölgede yaşayan ve uzun yıllar Asur’a karşı Urartu’nun yanında yer alan yöre kralları Urartu ile bağlarını güçlendirmekte ve Asur’a karşı isyanlar çıkartmaktaydılar.

M.Ö 721 tarihinde V. Salmanasar’a ait olan tahtı zorla ele geçiren III.Tiglat Pileser’in, oğlu Sargon Asur tahtına cülus etmiştir. Gerçekten Asur kralı, III. Tiglatpileser’in politikasını takip ederek, önce Batıda fetihlere girişmiş ve Filistin’e kadar olan ülkeleri Asur hakimiyetine aldıktan sonra, M.Ö. 715 yılında I. Rusa’nın müttefiki olan Muşki kralı Mita üzerine yürümüş ve düşmanını Torosların ötesine sürmüştür. Tahta geçen Sargon için çözülmesi gereken yöre Suriye’ydi.

Geçen birkaç yıl boyunca ihmal edilen bu topraklarda M.Ö 720 yıllarında merkezi Hamath da olan büyük bir isyan baş gösterdi ( saltanatımın ikinci yılında Hamath’lı Hubidi bana karşı ayaklandı.) Arpat, Damascus ve Samariya kentlerinin de içinde bulunduğu isyancı kentlerine karşı Sargon’un tavrı sert olmuş, isyancı birlikleri yenilgiye uğratmış ve liderlerin bazılarını öldürmüş bazılarını ise Asur’a götürerek ağır şekilde cezalandırmıştır.

Sargon üçüncü yıl seferini Batı İran toprakları içindeki Mannea ülkesi üzerine yöneltir. Nedeni ise bölgede karışıklıklar çıkmaya başlamasıdır. M.Ö 719 yılında iki Mannea kentinde[1] Asur kıralı Sargon’un yandaşı olan Mannea’lı Ianzu’ya karşı bir ayaklanma meydana geldi bu isyan sırasında Medli bir prens[2] de isyancıların arasında yer almaktaydı. İsyancılar ile baş edemeyeceğini anlayan Ianzu Asur kralı Sargon’dan yardım istemiş, bu isteği karşılıksız bırakmayan Sargon bölgeye tam donanımlı bir ordu göndererek isyancı şehirleri yakıp yıkmıştır. Görüldüğü kadarıyla Urartu müdahalesiyle birlikte Mana’lar arasında bir Urartu bir de Asur yanlısı iki grup meydana gelmişti. Her ne kadar Urartu kralı Rusa İsyancı halka yardımlarda bulunsa da isyancı halk yöreden alınarak Kuzey Suriye ye sürüldü. Mannea ülkesinde önlemler ve tedbirler alınsa da yöre halkının Asur’a karşı ayaklanması önlenemedi. M.Ö 716 yılında Urartu kralı Rusa ve Medli prens Zikirtulu Metatti’nin desteklediği bir başka isyan meydana geldi. Mennea’nın yeni kralı ve Ianzu gibi Asur’un yandaşı olan Aza isyanda öldürülerek cesedi Uauaş dağına atıldı bu gelişmeler karşısında Sargon’un tepkisi ani ve sert oldu. İsyancılar içinde yer alan Bagvartu yakalanarak Aza’nın öldürüldüğü yerde derisi yüzüldü. Sargon öldürülen Aza’nın yerine kardeşi Ullusunu’yu Mannea tahtına çıkardı. Ancak bir süre sonra Ullusunu Asur’a sırt çevirerek Urartu kralı Rusa ile anlaştı. Olaya anında müdahale eden Sargon Ullusunu’ya karşı hamlelerde bulundu. Daha sonra özür dileyen Ullusunu bağışlandı ve yeniden tahtına iade edildi.

Batı İran’da gelişen olaylar aslında Urartu Asur rekabetinin sergilenmesiydi. M.Ö 715 yılında Sargon’a tekrar sırt çeviren Ullusunu, iyi niyetini kanıtlamak amacıyla çok sayıda Mannea kentini Rusa’ya ganimet olarak verdi. Olaya yine tepki gösteren Sargon bölgeye yürüyerek yöredeki birçok kale ve kenti ele geçirdi. Sargon’un asıl hedefi Batı İran’daki Urartu egemenliğini yıkarak bölgeden uzaklaştırmaktı.

Sargon, Urartu krallığı içerisinde bir casusluk organize etmiş ve bu casusların başına da kendi oğlu ve veliahttı Prens Sanherb’i getirmiştir. Krallığın içinde istihbarat toplayan prens Kimmerlerin Urartu için büyük sorunlar yarattığını ve Urartu ordusunu mağlup ettikten sonra Urartu ülkesine doğru ilerlediğini rapor[3] etmesi üzerine Sargon’un eline büyük bir fırsat geçmiştir. Nitekim Sargon Kimmerler’e mağlup olan Urartu egemenliğini Batı İran’dan söküp atma fırsatı elde etmiştir. Asur kralı Sargon bunun üzerine Urartu kralı Rusa’ya ve iş birliği içinde bulunan Bat İran liderlerine karşı M.Ö 714 yılında bir sefer düzenledi.

 Yapılan bu askeri eylem “ Sargon’un sekizinci seferi olarak adlandırıldı.” Bu sefer sırasında gelişen olaylar kralın baş kâtibi Asur’lu katip Nabu Şallim Şunu tarafından aktarılan gözlemler sefer sonunda Sargon tarafından “Tanrıların babası Asur’a” sunulan bir mektupta etraflı olarak adlandırıldı. Mektuba göre II. Sargon M.Ö 714 yılında Haziran veya Temmuz ayında ordusunu toplayarak Kalah’tan yola çıktı. Yukarı ve Aşağı Zap Nehirlerini büyük güçlüklerle aştıktan sonra Zamoa ülkesine giren Sargon Batı İran’a doğru hareketini sürdürdü. Sargon’un sekizinci seferi genel olarak dört aşama içinde değerlendirdiğimizde ilk aşama yukarı ve aşağı Zap nehirlerinin aşılmasından sonra Zagroslarda ve Urmiye gölünün Güneyinde yer alan topraklardaki bazı beylikleri sindirme hareketidir. Seferin ikinci aşaması Asur’a başkaldıran Mannea beyleri ile Urartu kralı Rusa’nın oluşturduğu ordu arasında Uauaş dağında yapılan savaştır. Bu savaştan galip ayrılan Sargon Urartu karargâhını ele geçirmiştir. Urartu kralı yenilgi üzerine savaş alanını terk edip kaçmıştır. Seferin üçüncü aşaması Asur ordusunun Uauaş dağındaki başarısından sonra aldığı bir kararla Urartu ana yerleşim alanlarının üzerine yürümesiydi. Sargon bu kararını ilgili tablette “Yüzümü Urartu’ya çevirdim” diyerek anlatmıştır. Kuzey Batı İran ve Van gölü arasında kalan birçok yöre ve kent bu sefer sırasında tahrip edildikten sonra seferin dördüncü ve son aşaması gerçekleştirilir. Asur kralı Sargon ordusunun büyük bir bölümünü geri gönderdikten sonra yanına aldığı yay kalkan ve mızraklarla donatılmış 1000 cesur ve vahşi süvarisi ile Musasir e yönelir. Yukarı Zap nehrini ve Sarp dağları aşarak büyük bir görkem ile Musasir kentine girer. Kent bütünü ile tahrip edildikten sonra kentin yöneticisi dahil olmak üzere ailesi ile birlikte 6110 kişi başka ülkelere gönderilir. Musasir kentinin ünlü Haldi tapınağı yağma edilir ve elde edilen çok sayıda ganimet Asur ülkesine gönderilir. Musasir kentinin ele geçirilmesi ve yağma edilmesi, sekizinci seferin son aşamasını oluşturur.

Seferin ardından Asur ordusu geriye döner. Son derece canlı bir anlatım ile verilen sekizinci seferin kayıtlarında Asur ordusunun geçtiği bölgeler her anlamda ince ayrıntısına kadar verilmeye çalışılmıştır. Sargon Musasiri ele geçirmiş olsa da Urartu krallığının başkenti Tuşpa ya kadar gitmeden seferini tamamlamıştır. Bu sefer kayıtlarında Sargon’un kesin bir başarı elde ettiği anlatılmak istenmesine rağmen bu durum bu kadar kesin değildir. Urartu egemenliğini batı İran topraklarında söküp atmak amacıyla sefer hazırlıklarına başlayan Sargon sekizinci seferinin hemen ardından Urartu ya karşı kuzey sınırları boyunca yeni kaleler yaptırma gereğini duymuştur. Batı İran’da elde edilen önemli başarılar Urartu anan toprakları içerisinde sürdürülememiş Altan Çilingiroğlu’na göre ise Sargon bu başarısızlığı örtmek ve ganimet listesini kabartmak için Musasir gibi kutsal ve savunmasız bir kente saldırma ve yağma etme gereği duymuştur.

Sekizinci seferin sonucunda Urartu kralı Rusa’nın kişisel olarak nasıl etkilendiği konusu açık değildir. Nitekim seferin yapıldığı tarihten sonra Urartu tahtının el değiştirmesi Rusa’nın bu yenilgi sonucunda tahtı bıraktığını veya öldüğünü göstermektedir.

Sekizinci seferin kayıtlarında ve sekizinci yıl yıllıklarında Rusa’nın sonu ile ilgili yer alan bilgiler çelişkilidir. Nitekim yıllıklarda Rusa’nın bu yenilgi üzerine kalbine demir bir hançer saplayarak intihar ettiği yazılıdır. Ancak sekizinci seferin kayıtlarında ise Urartu kralının yenilgi haberini aldıktan sonra acı ile kıvrandığı yazılı olmasına rağmen ölümü ile ilgili bir bilgi yoktur. MÖ. 8. yüzyılın sonlarına doğru, Kafkas geçitlerinden Urmiye-Van Gölü bölgesine doğru giden Kimmerler, Asurlular’ın giremedikleri sarp dağlarda Urartular üzerine akınlar düzenlediler. I. Rusa, Asurlulardan kurtardığı ordusunun, Kimmerler’in akınları karşısında eridiğini görünce üzüntüsünden intihar ettiği sanılmaktadır. Gerçek ne olursa olsun sekizinci sefer ve buna bağlı olarak gelişen diğer olaylar M.Ö 714 yılında Urartu tahtına yeni bir kralın geçmesine neden olmuştur.

Rusa’nın ölümünden ya da tahtı bırakmasından sonra başa geçen II. Argişti ile ilgili bilgi veren yazılı kaynaklar bir hayli sınırlıdır. Bu eksikliğe bağlı olarak da II. Argişti’nin saltanat sürdüğü yaklaşık yirmi sekiz yıl boyunca Urartu içince yaşanan olaylar büyük oranda bilinmemektedir.


[1] Bu kentler Suandahul ve durkukka

[2] Zikirtulu Metatti

[3] Velihat prens raporda Rusa’nın Gamir (Kimmer) ülkesine gittiğini, burada yapılan savaşta ordusunun tamamıyla yok edildiğini, üç komutanı askerleri ile katledildiğini ve Rusa’nın da kendi ülkesine kaçtığını aktarmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir