Tarih’in Gördüğü En Büyük Destanlardan Biri: “ÇANAKKALE”

Çanakkale Hd ile ilgili görsel sonucu

Çanakkale ve İstanbul Boğazları yıllardan beridir üzerinde her büyük Devlet’in egemenlik kurmak için girişimde bulunduğu önemli bölgelerdir. Stratejik açıdan çok büyük öneme sahip olan bu yerlerde geçmişten bu yana birçok Devlet hüküm sürmüştür. Bunlardan biride Osmanlı Devletidir. Osmanlı devleti kurulduğu 1300 yılından itibaren hızlı bir genişleme politikası izlemiştir.

Çanakkale Hd ile ilgili görsel sonucu

Nitekim 1453 yılında İstanbul’un da alınmasıyla birlikte, Boğazlarda Türk egemenliği tam anlamıyla başlamıştır. Daha sonra Türk Boğazları olarak ta anılmaya başlanan bu güzide yerlerde yeni bir Devlet olarak 15. yy. da kurulan Rusya İmparatorluğu da bir takım bahaneler öne sürerek hak iddia etmeye başlamış ve buraları topraklarına katmak için birçok yola başvurmuştur. Birçok kez emellerine yaklaşmış olsa da tam manasıyla buralara sahip olamamıştır.

Rusyanın Boğazlara saldırması ile ilgili görsel sonucu

Osmanlı Devleti bilhassa 18. yy. dan itibaren zayıflamaya başlamış ve yavaş yavaş toprak kaybetmeye başlamıştır. Bu kaybedişler Dünya siyasetindeki yerini de sarsarak, bir zamanlar karşısına orduların korkudan çıkamadığı bir Devlet konumundan, küçük Krallıkların bile isyanlara başlayıp Osmanlı himayesinden ayrılmaya başlamasına neden olmuştur. İşte bu şekilde bir zayıflama içerisine giren Osmanlı Devleti, I. Dünya savaşına kadar birçok savaşlar yapmıştır. Bunlara 93 harbi ve Balkan savaşları dahildir. Çok yoğun bir savaş döneminden çıkan Osmanlı Devleti maalesef kendisini büyük bir savaşın içerinde bulunmaktan alı koyamamıştır.

Osmanlının toprak kaybetmeye başlaması ile ilgili görsel sonucu

İtilaf ve İttifak grupları şeklinde çıkan bu büyük savaş I. Dünya savaşı idi. Tarihler 1914’ü gösterdiğinde büyük savaş başlamış ve İngilizlerden kaçan Alman gemileri(Goeben ve Breslau), Çanakkale Boğazından geçerek İstanbul’a sığınmıştı. Bu durum İngiltere’nin yoğun tepkisine yol açmıştı. Çünkü Boğazlar savaş durumunda hiçbir Devletin gemilerine açık olmayacaktı. Osmanlı başkentine gelen bu iki gemi, Osmanlı Devletinden yapılan açıklama ile birlikte İngilizlerin parası verilmesine rağmen göndermedikleri iki geminin yerine sayıldığını duyurarak, bu gemilere Yavuz ve Midilli isimlerini vererek himayesine aldı.

Ä°lgili resim

Karadeniz kıyısında bulunan Rusya’nın Sivastopol şehrinin bu gemiler tarafından bombalanmasıyla birlikte Osmanlı Devleti resmen savaşa katılmış oluyordu. Bu olayla birlikte İngiltere, Fransa ve Rusya Osmanlı Devletine savaş açmışlardır. Osmanlı Devleti’nin savaşa katılmasıyla birlikte Almanya’nın yükü hafiflemiş ve savaş daha  geniş cephelere yayılmıştır. İşte bu cephelerden biride ÇANAKKALE cephesidir. İtilaf Devletleri ( İngiltere, Rusya, Fransa ve sonra dan taraf değiştiren İtalya) hem sıkıntıda bulunan müttefikleri Rusya’ya yardım götürmek, hem de İstanbul’u alarak Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakmak için Osmanlı üzerine harekat yapmaya karar verdiler. Nitekim zor durumda bulunan Osmanlı Devleti, yoğun savaş döneminden çıktığı için çok zayıflamış ve teknolojik bakımdan da İtilaf Devletlerinin gerisindeydi. Tüm bu durumları göz önünde bulunduran İtilaf Devletleri, Çanakkale Boğazına saldırmaya karar verdiler.

Çanakkale Bogazına çıkarma ile ilgili görsel sonucu

Osmanlı’nın bu zayıf durumundan cesaretlenerek Boğaz’ı sadece donanma ile geçebileceklerini düşünüp kara ordusundan yoksun bir şekilde Çanakkale Boğazına geldiler. Tarihler 3 Kasım 1914’ü gösteriyordu. Bir anda deniz simsiyah kesildi ve havada gittikçe kararıyordu. Sanki sabah değil de akşam oluyormuş gibiydi. Son teknoloji silahlarla donatılmış düşman gemileri, Çanakkale Boğazına gittikçe yaklaşıyordu.

düşman donanmasının çanakkaleye gelişi ile ilgili görsel sonucu

Mehmetçik siperde, gözü düşmanda ve elleri tetikteydi. Sanki karşıdan gelen düşmanın yüreklere korku salan o koskocaman ölüm makineleri değil de, ellerinde su tabancaları olan kağıttan yapılmış oyuncak gemilerdi. Mehmetçik son derece korkusuz, temkinli ve ölümü düğün gibi gören bakışlarla sabırsızca düşmanı bekliyordu. Ve beklenen an gelmişti. Düşman zırhlıları Elizabeth, Agamemnon, Ocean gibi birçok İtilaf gemisi Amiral Carden kumandasında 19 Şubat 1915 tarihinde bombardımana başlamışlardı.

Agamemnon gemisi ile ilgili görsel sonucu

Gemilerden ateşlenen toplar, Çanakkale tabyalarını dövüyordu. Mehmetçik tabyalardan bu canavarlara karşılık vermeye çalışıyordu. Tabyalara düşen top mermileri Mehmetçiği paramparça ediyordu. Mehmet Akif’inde dediği gibi el, ayak, parmak boşalıyordu göklerden sağanak sağanak.  Ortalık adeta mahşer yeri gibiydi. Fakat ortada garip bir durum vardı, Mehmetçiğin bu durum karşısında kılı dahi kıpırdamıyordu. Kahramanlar gibi çarpışıyor, şehit düşen arkadaşının yerine hemen diğeri geçiyordu. Nihayet yoğun bombardımanla yapılan saldırı daha da şiddetlenmeye başlamıştı. İtilaf gemileri yavaş yavaş Boğaza giriyordu. Çanakkale tabyaları çok ağır darbeler almalarına rağmen Hamidiye tabyası hala dayanıyordu. Mecidiye tabyası çok ağır darbeler almıştı.

Hamidiye Tabyası Çanakkale ile ilgili görsel sonucu

Oda ne! İngilizlerin en güçlü gemilerinden olan Ocean Boğazı geçti geçecekti. Bu olamazdı! Koskoca Devlet bu kadar kolay yıkılamazdı! Bir anda gür bir seda duyuldu Çanakkale semalarında. Bir yiğit Allah-u ekber nidalarıyla 215 kiloluk bombayı sırtlamış ve topun namlusuna sürüyordu.

Ocean gemisi ile ilgili görsel sonucu

Hiç zaman kaybetmeden topu ateşledi ve Ocean zırhlısını vurmayı başardı. İşin en enteresan yanı ise bu mermi tam da geminin bacasına isabet etmişti. Ağır bir darbe alan Ocean zırhlısı, Nusret Mayın gemisinin döşediği mayınlara da takılarak suların derinliklerine gömüldü. Tarihler 18 Mart 1915’i gösteriyordu. Seyit Onbaşı tek mermiyle koskoca gemiyi yerle bir ederek Çanakkale geçilmez sözünü tarihe işte bu başarıyla kazıttı. Her şeyi maddeye insan aklı ve gücüne bağlayıp iman gücünü ve Allah’ın yardımını göz ardı eden birçok şahsiyet içinde çok güzel bir ders olmuştu bu olay. Nitekim savaşta savaşmış bir askeri görevlinin de söylediği gibi, onlar bizim sadece dirilerimizle değil, ölülerimizle de savaşmışlardı!

Seyit Onbaşı ile ilgili görsel sonucu

İşte bu muhteşem savunmayla beraber donanma gücüyle Çanakkale’nin geçilemeyeceği gayet iyi bir şekilde İtilaf Devletleri tarafından anlaşılmıştı. Bombardımanın ardından birçok Türk askeri şehit olmuş, bir çoğu da yaralı kurtularak gazi olmuştur. Boğazı donanma ile geçemeyeceğini anlayan İtilaf Devletleri bu sefer yaklaşık 75 bin kişilik bir kara ordusuyla beraber dayanmışlardı Çanakkale kapılarına. Tarih 25 Nisan 1915’i gösterirken İtilaf orduları Çanakkale’ye çıkarma yapmaya başlamıştır. Gelibolu adasına yapılan bu çıkarma harekatının en şiddetli savaşları Conkbayırı, Arıburnu ve Anafartalar bölgelerinde gerçekleşmiştir. Donanmayla Boğazı geçemeyen düşman karadan saldırıya başladı. İtilaf kuvvetlerine ek olarak Avusturya ve Yeni Zelenda’dan müslüman birliklerde kandırılarak zorla getirilip Osmanlı’ya karşı savaştırılmıştı. Mücadeleler çok şiddetli geçmeye başlamıştı. Öyle ki siperler arasında sadece 5 metre kadar mesafeler kalmıştı. Savaşta bulunan kişilerin anlattıklarına göre, bölgedeki akar sulardan bir dönem sadece kan akmıştır. Siperleri gezen komutanın yanında bulunan Çavuş’un kafasının  hafif gözükmesiyle birlikte açılan ateş sonucu Çavuş’un beyni komutanın sırtına yapışmıştır. Yine düşman bölgesini gözetleyen bir askerin anlattığına göre, gördüğü 2-3 kilometrelik alanın sadece insan ceseti ile dolu olduğunu ve toprağın dahi görülmediğini söylemiştir. Kiminin bedeni liğme liğme olmuş, kiminin kolu bacağı kopmuş, kiminin ortada ceseti dahi kalmamıştır. Öyle bir savaş düşünün ki mermiler dahi havada birbirine girmiştir. Hiçbiriniz hayatınızda kan çeşmesi gördünüzmü? İşte bu savaşta çeşmeler dahi oluk oluk kan akıyordu. Bir asker ağzından vurulmuş ve nefes aldıkça dışarıya kanlar fışkırarak can vermiştir. İşte bu şiddette devam eden savaşta ara ara ateşkes yapılır ve ölülerin toplanmasına izin verilirdi. Mehmetçik kendi yaralılarıyla beraber düşmanın yaralılarını dahi tedavi ediyordu. Fakat İtilaf Devletleri Hastaneleri, revirleri dahi bombalayıp, kendi yaralılarına bile acımamıştır. Ellerinden gelen her şeyi denemelerine rağmen Çanakkale Boğazını geçemeyen İtilaf Devletleri, bu nedenle Rusya’ya da yardım götüremediler. 9 Ocak 1916 da sonra erip 14 ay süren Çanakkale Boğazı saldırısından yenik ayrılan İtilaf Devletleri savaşın uzamasına engel olamadılar. Bundan dolayı Rusya’da Çarlık dönemi yapılan Bolşevik ihtilali ile sona erdi. Böylece İtilaf Devletleri önemli bir müttefiklerini kaybettiler. Yapılan Çanakkale savaşının ağır bilançosu savaş bitince gözler önüne serildi. İki tarafın toplamında yaklaşık yarım milyon insan bu savaştan etkilenmişti. Kimi esir edilmiş kimi yaralı kalmış ve kimisi de ölmüştü.  Hasta adam denilen, daha yıkılmadan toprakları kağıt üzerinde paylaşılan Osmanlı Devleti, Almanya ile birlikte bu zaferle yenilgi yüzü görmeyen İngiliz donanmasını yenmiş, onu küçük ve aciz görenlere çok büyük bir ders vermiştir. Tabiri caiz ise Osmanlı tokadını tüm düşmanlarının yüzüne indirmiştir. Bu zaferle birlikte İtilaf Devletleri’nin planları suya düşmüş ve savaş  uzamıştır. Kağıt üzerinde birçok bölgeyi kendilerine pay olarak alan Devletler, kendi askerlerinin ölülerini almıştır. En önemli sonucu ise Rusya’ya gerekli yardım götürülemeyerek İhtilal durdurulamamış ve önemli bir müttefik olan Rusya saf dışı kalmıştır. Bir çok ülkede dillere destan olan bu galibiyet, senelerdir Çanakkale Zaferi olarak ülkemizde kutlanmaktadır. O dönemde tarihin gördüğü en büyük düşmanla en zor gününde kahramanca savaşarak bu zaferi kazanmış tüm şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun. Onlar bizler için serlerinden geçtiler. Kimileri 15 yaşındaydı kimi annesinin sırtında kundaktaydı. Nice okullar bu savaş sırasında mezun dahi veremeyip tüm öğrencilerini şehit vermişlerdir. Anneler çocuklarını kınalayıp vatana kurban diye cepheye göndermişlerdir. Ve onlar tüm bunları bizlerin güzel bir gelecek yaşamamız, öz vatanımızda bağımsız bir millet olarak kalmamız için yapmışlardır. Peki biz onlara ne kadar layık olabiliyoruz varın orasını da siz düşünün..

 

                               Mehmet Akif Arslan

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir