MOĞOL TARİHİNİN KAYNAKLARI

13. yüzyılda birden ani bir yükselişe geçerek büyük bir devlet kuran ve kurdukları devlete de Moğol veya Cengiz (Çingiz) Devleti adını veren Moğolların tarihleri birçok tarihçinin ilgisini çekmiştir. Moğol Devleti ve bu devletin büyük Han’ı Cengiz Han hakkında bize bilgi veren tarihi kaynakların büyük bir kısmı onun yaşadığı 13. yüzyılda bazıları da 14. yüzyılın başlarında yazılmışlardır. Batılı ilim adamları bu dönemi araştırırken uzun zaman ancak Moğolcadan başka farklı dillerde yazılmış olan eserlerden faydalanabilmişlerdir. Bunlar, başta Arap ve Acem tarihçiler olmak üzere Plano Carpini, Wilhelm von Rubruck ve Marco Polo gibi Avrupalı tüccar veya misyoner seyyahlar tarafından kaleme alınan, bir kısmı İbnül-Esir, Nesevî, Cüveynî, Vassaf, Raşid-ed-Din, İsfizarî vb. gibi İslam tarihçileri tarafından yazılan, bazıları da Yüan-shih (Yüan sülalesinin tarihi), Sheng-wu chin-ch‟ien-lu (Mukaddes Savaşçının Şahsî seferleri) ve başkaları gibi Çin dilinde yazılmış kitaplarla Ermenice kaleme alınmış eserlerden ibaretti.

Moğolca veya Çağatay Lehçesi İle Yazılmış Kaynaklar

Moğolların kendilerine ait Moğolca yazılmış yazılı belgelerine, 13. yüzyılın ilk yarısında rastlıyoruz. 13. Yüzyıl’da ortaya çıkan, Moğolların Gizli Tarihi adlı eser özellikle Cengiz Han dönemi ile ilgili bilgileri aktarması açısından son derece önemlidir. Günümüze kadar Moğollara ait kitap, yarlık, yazıt ve mektuplar ulaşırken, Moğollar kendi tarihlerinin “karanlık” devresinde de, yani Yüan sülalesinin yıkılmasından 16. yüzyılın son yarısında başlayan yenileşme devresine kadar geçen zamanda da kültür mahsullerinin pek çoğunu saklamayı başarabilmişlerdir. Moğollarda edebiyat ve yazı kesilmemiş, Yüan sülalesinin edebî gelenekleri devam etmiştir.

Moğollarda tarih edebiyatı malzemesi olarak:
1) Orijinal epik eserler,
2) Çin tarihçilerinin etkisi altında meydana getirilen eserler,
3) Mançu tesiri gösteren eserler
4) Tibetçe’den Moğolcaya çevrilen eserler olarak dört çeşit eserler vardır.
Bu tür eserlerden başka tarihî eser olarak, 13. ve ondan sonraki yüzyıllarda meydana getirilmiş olan türlü yazıt, yarlık ve emirnameleri de vardır. Yine Cengiz Han’ın bilig’leri (vecize, hikmet) de kendi zamanında yazılmış olup, bunlar türlü müelliflerin eserlerinde ve bazı Moğolca eserlerde aktarılarak zamanımıza kadar ulaştırılmıştır.

Monggol-un Niguça Tobçiyan/Yü’an-ch’ao pi-shi (Moğolların Gizli Tarihi):

Destanî üslûpta eski eserlerden en önemlisi, Moğolların Gizli Tarihi’dir. Bazı eserlerdeki kayıtlardan anlaşıldığına göre, Cengiz Han zamanında Moğollarda casak (yasağ, yasa) adı verilen kanun ve nizamnameler de meydana getirilmiştir. Fakat bu casaklar günümüze kadar ulaşamamışlar veya tam metin halinde henüz bulunamamışlardır. Eserde derin bir Şamanizm etkisi vardır. 

Moğolların Gizli Tarihi adlı on iki bölümden ibaret Moğolca eser özel bir yer tutmaktadır. Bu kitap, efsanevî menşeden başlayarak Ögedey’in zamanına kadar Moğollar hakkında en eski bilgileri içine almaktadır. Eser, Moğolların efsanevî şeceresinden başlayarak Cengiz-Han’ın oğullarının hayatlarını ve savaşlarını da anlatmaktadır. Bu eser aynı zamanda Moğolların bozkır hayatını, folklor ve etnografyasını yansıtması bakımından da önemlidir. Eserin kimin tarafından yazıldığı bilinmemektedir. Yalnız en sonundaki “Kolophon”unda: “Büyük Kurultay toplandığı zaman, Sıçan yılının yedinci ayında, Kelüren Nehrinin Köde’e adasında, Dolo’an-Boldak ve İilginçek mevkileri arasında saray kurulmuşken yazılıp tamamlandı”. Şeklinde kaydedildiğine göre, buradan eserin 1240 yılında ikmal edildiği anlaşılmaktadır. Bu kayıt bize bu eserin Moğol devrine ait resmî Çin tarihi olan Yüanshih’dan 130 yıl ve 17-18. yüzyıllarda yazılan Moğolca tarihî eserlerden 300-400 yıl daha eski olduğunu da göstermektedir. Eserde hadiselerden birçoğunun görülerek ve zamanında yazıldığı şüphesizdir. Bazı yerlerinde fuzulî tekrarların gözükmesi ve hadiselerden bazılarının karanlık kalması, yazarın eserini son kontrolden geçirmediğini göstermektedir ki, bu sadelik kitabın tarihî değerini azaltmadığı gibi aksine yükseltir.
Bu eser, Ahmet Temir tarafından Almanca ve Rusça tercümeleri, Moğolca aslıyla karşılaştırılarak Türkçeye tercüme edilmiş ve Türk tarih Kurumu yayınları arasında neşredilmiştir.

1) Altan Topçi (Altın kronik): Daha sonraki zamanlara ait tarihî kaynaklar arasında, anonim bir eser olan Altan Topçi, Tabçi’de en önemli eserlerden biridir. Bu eser Budizmin etkisi ile yazılmış olduğundan Budizmin izlerini taşımaktadır. 17. yüzyılda yazıldığı tahmin edilmektedir. Moğolların efsanevî şeceresini Budizm felsefesine göre vermiş ve kişi adlarından bazılarının imlâsını farklı kaydetmiştir. Eseri Tuncer Gülensoy, Moğolca aslı ile karşılaştırarak Türkçe’ye tercüme etmiş ve TTK yayınları arasında çıkmıştır. 

2) Hat-un ündüsün-ü erdeni-yin tobçiya (Hanların Menşei Üzerine Cevher Mecmuası): Ordos prensi Sanang-setsen Hung-tayci tarafından 1662’de yazılmış olan Hat-un ündüsün-ü erdeni-yin tobçiya (Hanların menşei üzerine cevher mecmuası) adlı kitabı Moğol tarihi açısından en önemli kitaplar arasındadır. Sanang-setsen yalnız halk arasında yaşayan destanî rivayetlerden değil, aynı zamanda, çoğu bize kadar ulaşmayan yazılı eserlerden de faydalanmıştır. 

III. İslâmiyet’in tesiri ile yazılmış eserler:

1) Cengiz-nâme: Eser, Ötemiş Hacı adlı bir Kazak bilgini tarafından, Arap harfleriyle Çağatayca olarak kaleme alınmıştır. Eser, Çengiz Han döneminden başlayarak daha ziyade Altın Orda devletinin tarihini destansı bir şekilde anlatmaktadır. Türkiye Türkçesine İlyas Kamalov (Kemaloğlu) tarafından çevrilmiştir.

2) Anonim Şibanî-nâme: Eser, XVI. yüzyılda, Çağatay Türkçesi ile yazılmıştır ancak müellifi bilinmemektedir. 1849 yılında Kazan’da Arap matbaa harfleriyle Rus Türkolog Berezin tarafından yayımlanmıştır. Bu basma nüshanın bir adedi Konya Mevlana Kütüphanesi İhtisas / 2215 numarada kayıtlıdır ve bu basma nüsha, Yakup Karasoy-Mustafa Toker tarafından Türkiye Türkçesine serbest tercüme ile aktarılmış, esere dizin ve basma nüshanın tıpkıbasımı eklenmiştir.

Bu eserlerin dışında, Altan Debter, Köke Debter, Çinggis Kagan-u Çedig gibi Moğolca, Defter-i Çinggiz gibi Çağatay Türkçesiyle yazılmış eserler de bulunmaktadır. Bu eserlerin her biri Türk ve Moğol dili, tarihi, folkloru ve etnografyası açısından önemlidir.

İslam Kaynakları

1) Ali İbnü’l Esir, “Kamilü’t-tarih”: Bu eser Moğollardan bahseden en eski İslami eserdir. Eser, dünyanın yaratılışından başlayarak 1230 yılına kadar olan olayları anlatmıştır. Arapça yazılmış bu eserin on ikinci cildi, Moğolların Maveraünnehr, İran, Dicle, Fırat, Gürcistan, Kuzey Kafkasya’daki yayılmaları hakkında bilgiler vermektedir. O devirde imaret merkezi olan Musul’da yaşamış olan müellif, Moğollar’ın İran’ı ele geçirmeleri hakkında doğru bilgiler vermiştir. Eserin müellifi Ali İbnü’l Esir 1160 yılında doğmuş ve Musul’da yaşadığı dönemlerde Musul valisi tarafından görevlendirilerek Bağdat’a gönderilmiştir. iyi derecede tarih ve kelam bilgisi olduğu söylenen Ali İbnü’l Esir 1231 yılında Musul’da vefat etmiştir.

2) Muhammed b. Ahmed en-Nesevi, “Siretü’s-Sultan Celalüddin Mengüberti”: Bu eser, Harzemşah Devleti’nin son sultanı Celalüddin’in biyografisi niteliğindedir. Sultan Muhammed’in son günleri ile Celaleddin’in hayatının anlatıldığı eser, yüz sekiz bölümden oluşmaktadır. Bu eser Moğolların Harzemşahlarla olan münasebetleri teferruatlı anlatmasından dolayı, Moğol tarihi açısından çok önemlidir.

3) Alaüddin Ata Melik Cüveyni, “Tarih-i Cihangüşa”: Alaüddin Ata Melik Cüveyni tarafından kaleme alınan bu eser, iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda Cengiz Han’ın saltanatının ilk on yılı ile onun Maveraünnehir ve İran’daki mücadele ve yerleşme yılları anlatılmıştır. Müeellif eserin sonraki bölümlerinde Cengiz Han’ın oğulları ile halefleri olan Ögedey ve Göyük’ün saltanatından bahsetmiştir. Sonraki bölümlerde müellif Katahıtaylar, Harzemşahlar ve Uygurların tarihleri hakkında da bilgiler vermiştir. Eserin ikinci kısmında müellif Mengü Han’ın hükümdarlığı ile başlamış ve Hülagü Han’ın İran Seferi ve İsmailiye İli’ni işgali ile devam etmiştir. Eserde İsmailiye İli ile ilgili bilgiler verdiği bölümlerde Hasan Sabbah’ın da bağlı olduğu Batıniye Mezhebi’nden ve onun kurucularından bahsetmiştir. Eserin müellifi Alaüddin Ata Melik Cüveyni 1226 yılında Horasan’ın Âzâdvâr kasabasında dünyaya gelmiş, 1283 yılında vefat etmiştir. Cüveynî, kendi menşeini araştırmış ve kökenlerini Abbasî vezirlerinden Fazl b. Rebî’e kadar dayandırmayı başarmıştır. Bu bilginin doğruluğu kesin olmamakla birlikte, doğru olan bilgiler ailesinden bazı kimselerin Harzemşahlar ve İlhanlılar (İran Moğolları) devrinde önemli görevlerde bulunduklarıdır. Tarih- Cihangüşa adlı eserini 1258 yılında sonlandıran müellif yine önemli bir devlet görevinde bulunan ve İran’da defterdarlık yapan babasının yanında genç yaşta çalışmaya başlamıştır. On yedi on sekiz yaşlarına geldiğinde zaten son derece kültürlü bir aile çevresinde ve çok geniş imkânlar içinde yetişmiş olan Cüveyni Moğollar’ın İran, Horasan, Irak ve Azerbaycan umumî valisi Argun’un özel kâtipleri arasına girmeyi başarmıştır. 1256 yılında Hülâgû Han’ın İran’a gelmesi ile onun hizmetine girerek daha ilk günden itibaren onun itimat ve teveccühünü kazanmıştır. Hülâgû’nun İran’daki Bâtınî fırkasını yok etmek ve İsmâilîleri ortadan kaldırmak için yaptığı bütün seferlere ve askerî faaliyetlere katılmıştır. İsmâiiîlerin müstahkem kalesi olan Alamut’un zaptında bulunmak, zapt sırasında burada bulunan kütüphane ve rasathanenin yok olmaması için çaba göstermek de onun faaliyetleri arasındadır. 1257 yılında Hülâgû Han’ın Bağdat üzerine yürüdüğü ve ilim merkezini yok ettiği zaman da hükümdarın yanında yer almıştır. 1259 senesinde de başarılı devlet adamlığından dolayı Cüveynî’ye bütün Irâk-ı Arab ve Hûzistan eyaletlerinin idaresi verilmiştir. Hülâgû’nun 1282 yılında ölümüne kadar bu görevde kalan Cüveynî, onun oğlu Abaka Han zamanında da bütün Irâk-ı Arab’ı müstakil denecek bir şekilde idare etmiştir. Bu görevleri sırasında birkaç defa düşmanlarının saldırısına uğrayan Cüveynî, kardeşi Şemseddin’in İlhanlı hükümdarı Abaka’nın veziri olmasından faydalanarak bu tehlikeleri kolaylıkla atlatmıştır. Ancak Alaeddin ve Şemseddin’e düşman olan Mecdülmülk-i Yezdî Cüüveynî hakkında devlet malını gasp ettiği şeklinde isnatta bulunmuş, sonuç olarak Cüveynî’nin bütün serveti elinden alınarak hapse atılmıştır. Ancak bazı şehzadelerin yardımı ile hapisten kurtulmuş ve Abaka’nın yerine tahta geçen Ahmed Teküder’in yanında yeniden görevine ve servetine kavuşmuştur.

4) Abdullah İbn Fazlullah (Vassaü’l-Hazret) “Tecziyetü’l-emsar ve Tezciyetü’l-a’sar”: Abdullah İbn Fazlullah (Vassaü’l-Hazret) tarafından kaleme alınmış olan bu eser, İran’daki Moğol idaresinden, Çin’deki Moğol Hanlarından, Türkistan ve Maveraünnehr’deki Cengiz ahfadından, Mısır, Fars, Kirman, Hint tarihlerinden söz etmektedir. Cengiz Han ve ilk halefleri ile ilgili bilgileri, Cüveyni’nin “Tarih-i Cihangüşa” adlı eserinden alıntı yapmıştır. Eser, İran’daki Moğol Hanedanlığı dönemi olayları için oldukça önemlidir. Eser, 1257 yılından başlayarak 1325 yılına kadar ki olayları anlatmaktadır. Eser,1312 yılında Gazan Han’ın torunu Olcaytu’ya sunulmuştur. Eserin müellifi, Sultaniye şehri için bir şiir okumuş, hükümdarın büyük beğenisini kazanmış ve Vassaü’l-Hazret unvanını almıştır. Eseri de tarihî olayları edebî bir uslupla naklettiğinden çok kıymetlidir. Dört ciltlik eserinin Sultana takdim ettikten sonar 5. Cildini de yazan müellif bu eserinde de 1327’ye kadar ki olayları anlatmıştır. Bu nedenle bu eser de İran’da Moğol Hanedanı zamanı için oldukça önemlidir.

5) Fazlullah Raşid b. Abdi’l-Kahir Hemedani, “Camiü’t-tevarih”: Fazlullah Raşid b. Abdi’l-Kahir Hemedani’nin Gazan Han’ın emriyle 1302 yılında yazmaya başladığı “Camiü’t-tevarih” in birinci cildi Moğollara aittir. Bu cilt iki bölümden oluşmaktadır:
a) Cengiz Han zamanında Tataristan’da yaşayan topluluklar ile toplulukların adları ve menşeleri hakkında bilgi verilen bölümler;

b) Moğolların ve Cengiz Han’ın menşeleri ve atalarına dair hikayeler ve Cengiz Han’ın haleflerinini Timur zamanına kadar olan fütühatlarının anlatıldığı bölümler. Müellif, eserini Gazan Han’ın emriyle yazmış olsa da Timur’un halefi ve oğlu Şahruh’un isteği üzerine eserini devam ettirmiş, Olcaytu ve Ebu Said dönemlerini de ekleyerek eserini 1376 yılına kadar getirmiştir. Sadece Moğol tarihi için değil verdiği bilgiler açısından da Türk tarihi içinde eşşiz bir kaynak olan Cami’ü Tevarih adlı eseri ve müellifi hakında ayrıntılı bilgiler verelim: 

Ortaçağ Avrupası ve İslâm dünyasında kendi inanç ve kültürleri doğrultusunda pek çok eser yazan müelliflerin aksine Reşüddindin’in yazdığı eserinde Asya ve Avrupa kıtalarındaki çeşitli topluluk ve milletlerin, tarihlerini ilk defa tarafsız bir görüşle kaleme aldığını görürüz. Eserin ilk cildinin ilk bölümleri geniş çapta “Altın Defter” adındaki bir Moğol tarihine dayandırılarak yazılmıştır. Bu eser zamanımıza ulaşmamış, ancak 1284 tarihli Çince bir çevirisi Sheng-Wu Ching- Cheng La adıyla günümüze kadar gelebilmiştir. Reşüddindin eserini yazarken, Kubilay Han ve oğlu Mengü Timur’un saltanatları zamanındaki resmî yazışmalarından, Doğu Asya’dan gelen tüccar ve elçilerle yapılan görüşmelerden de faydalanmıştır. Moğol tarihinin başlangıcı ve Çin hakkında verdiği bilgiler ile alâkalı olarak büyük han Ögedey’in temsilcisi Bolad Ching-sang’ın verdiği bilgilere güvenmiş, Kubilay’ın seferlerini anlatırken de doğrudan Moğol ve Çin kaynaklarından istifade etmiştir. Zira bu kaynaklar kronolojik bilgilerin yanı sıra pek çok kültür öğesini içinde barındıran bilgileri de ihtiva etmektedir. Eserin 1. cildinde Moğollarla ilgili bölümleri E. M. Quatremere Fransızca tercümesiyle, diğer bazı bölümlerini de I. N. Berezin Rusça tercümesi ile birlikte yayımlamıştır. Ayrıca bu eser Blochet tarafından da neşredilmiş, onun yayımladığı metin Tahran’da yeniden basılmıştır. Eseri neşreden bir başka ilim adamı olan Kari Jahn da eserin Abaka Han, Ahmed Teküder, Argun Han ve Gey-hatun ile ilgili bölümünü 1941’de Viyana’da yayımlamış, daha sonra da neşretmiştir. Abdülkerim Alioğlu da Câmi-ut-Tevârih’in altı nüshasını karşılaştırarak İlhanlı Hükümdarı Hülâgû’dan Gazan Han’a kadar gelen kısmını Farsça orijinali ve Rusça tercümesiyle birlikte neşretmiştir. Ancak bu eserdeki eksiklik Abdülkerim Alioğlu’nun eserde Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndeki nüsha ile Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan Arapça nüshayı dikkate almamış olmasıdır. Cengiz Han’dan sonraki Moğol tarihiyle ilgili bazı bölümler de I. Smirnova tarafından Rusça’ya, Muhammed Sâdık Neş’et ve arkadaşları tarafından Arapça’ya ve J. A. Boyle tarafından da İngilizce’ye çevrilmiştir.

Olcaytu Han’ın emriyle yazılan ve Olcaytu Han’a sunulacakken Han’ı reddetmesi üzerine yine Gazan Han’a ithaf edilen II. cildin orijinal nüshasının başına, bu cildin birinci bölümünü oluşturan, Olcaytu Han’ın doğumundan 706 yılına kadar geçen dönemin bir tarihi eklenmiştir ve bu nüsha umumî bir tarih niteliği taşımaktadır. 1312’de tamamlanan bu bölümün bir nüshası Zeki Velidi Togan tarafından Meşhed’de bulunmuştur. İkinci bölümde Hz. Âdem, Hz. Muhammed’in hayatı, Hulefâ-yi Râşidîn, Emevîler’in 1258 yılında yıkılışlarına kadar Abbasîler’in tarihi anlatılmış, ayrıca Gazneliler, Selçuklular, Harzemşahlar, Salgurlular ve Oğuz Han’ın ahfadı, Türkler, Çinliler, Yahudiler, Ortaçağ’ın Germen ve Avrupalı diğer kavimleri, Frank imparatorları, Hindistanlılar, Buda ve Budizm hakkında bilgiler verilmiştir. II. cildin Farsça nüshası meşhurdur ve Avrupa, Türkistan ve Uzakdoğu hakkındaki coğrafî kayıtları da ihtiva eden eserin özellikle Moğol tarihiyle ilgili bölümü tarihçilere ışık tutması açısından son derece önemlidir. Reşîdüddin bu ciltte Moğollar’ın münasebet kurduğu bütün Asya ve Avrupa halklarının genel bir tarihini özet halinde kaleme almıştır. Câmi’u’t-tevârîh’in bu cildinin sonunda “Zeyl-i Ebû Hâmid” adında bir bölüm yer almış ve bu bölümde Ebû Hâmid b. İbrahim adlı bir kişi, son Irak Selçuklu hükümdarı Sultan II. Tuğrul devri ile alakalı oldukça geniş bilgi vermiştir. 

Câmi’u’t-tevârîh’in Gazan Han ve Olcaytu dönemleriyle ilgili olayları bizzat Reşîdüddin tarafından kaleme alınmış, diğer bölümler ise onun planına uygun olarak değişik alimlere yazdırılmıştır. Meselâ Moğol tarihini, büyük Moğol hanının İlhanlı sarayındaki temsilcisi Ching-sang. Çin tarihini Li Tachi Maksun, Avrupa tarihini Tebriz’de bulunan Hıristiyan rahipler kaleme almıştır. Yazılanların doğruluğunu tahkik için de başka bilginlerden faydalanılmış, yapılan düzeltmeler ve açıklamalar esere eklenmiştir. Hindistan tarihi hakkında İlhanlı sarayında yaşayan Keşmirli bir Hindû rahip bilgi vermiştir. Franklara dair bilgiler de Avrupalı rahiplerden alınmıştır. Eserde tarihî olaylar yanında çeşitli dinî inançlar ve gelenekler hakkında da önemli bilgiler verilmiştir. II. cildin Frank tarihiyle ilgili kısmı Fransızca tercümesiyle birlikte Kari Jahn tarafından, Gazneliler ve Selçuklulara dair kısımları Ahmet Ateş tarafından, İsmâilîler, Fâtımîler ve Nizârîler’le ilgili bölümleri ise Dâniş-Padjuh ve Muhammed Debîr-i Siyâ-ki tarafından yayımlanmıştır. Bu cildin Hindistan tarihi hakkındaki bölümünün özet İngilizce çevirisi Bibliographical Index to the Historians of Muhammedan India’da yayımlanmıştır.

Câmi’u’t-tevârih’in III. cildi olan ancak bazı müellifler tarafından el-mesâlik ve’lmemâlik adlı ayrı bir eser olarak değerlendirilen Şuverü’I-ekalîm adlı bölümde Moğol Devleti’nin yol sistemi, yollardaki mesafe taşları ve posta konaklama yerlerine dair bilgiler verilmiştir.

Orijinal adı Şu’ab-ı Pençgâne olan IV. cilt Arap, Türk, Frank ve Çinliler’den müteşekkil devlet idaresinde söz sahibi olan beş büyük sülâlenin şecerelerini, Türk ve Moğol hanlarının aile fertlerini, yüksek rütbeli memurlarını ve ordu mevcudunu anlatan bir eserdir. Bu cilt de 1927’de Zeki Velidi Togan tarafından Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde ortaya çıkarılmıştır. Bu cildin bir kısmı Mecmuca-i Tevârih-i Reşîdiyye adlı eserin içinde Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

Reşîdüddin Câmi’u’t-tevârîh’i sanat değeri yüksek minyatürlerle süslemiş, müesseselere ve iktisadî konulara yer vermiş ve İslâm tarih yazıcılığında yeni bir çığır açmıştır.

6) Muinüddin Muhammed el-İsfizari, “Ravzatü’l-cennat fi evsafi medineti’lHerat”: Eser, Cengiz Han döneminde Horasan’ın Moğollar tarafından istila edilmesi ile oradaki Moğol idaresinden bahsetmektedir. Eserin müellifi, Timur’un haleflerinden Sultan Bahadır Han’ın memurlarından birisidir ve eserini onun saltanat devresinde Herat’ta yazmıştır.

7) Müellifi Bilinmeyen “Meğze’l-ensab”: Timur’un oğlu Şahruh Bahadır’ın emriyle kaleme alınmıştır. Cengiz Han’ın 1517 yılına kadarki ahfadına ait isimleri içermektedir.

8) Muhyiddin Ebu’l Fazl Abdullah, “Hüsnü’l-menakıbi’s-Suriyyeti’lmuntezi’a mine’s-sireti’-Zahiriyye”: Muhyiddin Ebu’l Fazl Abdullah, Suriye ve Mısır hükümdarı Baybars’ın hayatını bu eserinde günü gününe anlatmıştır.

Bunlardan başka aşağıdaki eserlerde de Moğollar hakkında bilgiler bulunmaktadır:

Mısır Sultanı Kalavun’un tarihini veren “Teşrfü’l-eyyam ve’l-usur bi-sireti’ssultani’l-Meliki’l-Mansur”, yine Sultan Kalavun devrinin bir kısmını ele alan, Katip Çelebi’ye göre müellifi Şemsüddin Şeci olduğu bildirilen “Tevarihü’s-selatin ve’l-müluk ve’l-asakir”, Tagriberd’’nin 838-902 senesi arasındaki genel olaylardan bahseden “enNücumü’z-zahire fi müluki Mısr ve’l-Kahire”si, Hülagü’nün Abbasileri devirmesine değinen “Tarihü Nüveyrî”, Makrizi’nin Fatımiler devri hakkında bilgi veren “es-Süluk lima’rifeti düveli’l-müluk”u, Abbasi ve Fatımi Halifeleri tarihini özetleyen ve Razi’nin yazdığı bildirilen “Tarihü’d-düvel”, 1146-1343 yılları arasındaki Suriye ve Mısır olaylarından söz eden İmam Şihabüddin Ebü’l-Abbas (İbnü’l-Ümeri) tarafından yazılmış olan “Mesalikü’l-ebsar fi ahbari müluki’l-emsar”, Hazreti Muhammed’den başlayıp 1343 yılına kadar Mısır ve Suriye’de yaşanan olayları ele almış olan Zehebi’nin “Düvelü’l-İslam”ı, Mirhond’un “Ravzatü’s-safa fi sireti’l-enbiya ve’l-mülûk ve’l-hülefa” sı, Sultan IV. Mehmed’in müneccimbaşısı Deviş Ahmed Efendi’nin kaleme aldığı ve Ahmed Nedim b. Muhammed tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiş olan “Tarihü Müneccim Başı” ve 1727 yılına kadar ki İslam Tarihini özetleyen Lahor Beyi Seyfüddevle Abdüssamed Han’a ithaf edilmiş “Tarih-i Kıpçak Hânî” Moğol tarihine ışık tutabilecek kaynak eserlerdir. 

Seyahatnameler

1243-1254 yılları arasında Papalık görevini yapmış olan IV. Innocentius, o dönemde ilerleyen Moğol tehdidine engel olmak için haklarında bilgi toplamak ve onları din değiştirmeye ikna etmek ya da en azından dostça ilişkiler kurmak üzere 1245 yılında bir ve 1246 yılında iki kişi (Dominiken Andrew Longcumea ve Rahip Ascelinus) olmak üzere üç elçi göndermiştir. Bu üç elçi arasından Cengiz Han’ın başkenti Karakurum’a ulaşmayı başarabilen tek elçi, 1245 yılında gönderilen Giovanni Plano Carpini olmuştur. O, seyahatini Ystoria Mongolarum (Moğolların Tarihi) adını verdiği ayrıntılı raporunda ele almıştır. Cengiz Han’ın torunu Güyük (hük.1246-1248)’ün tahta çıkışına tanık olmuştur. Carpini’nin diplomatik girişimi başarısız olsa da eseri, Moğollar hakkında Avrupalıların ilk tasviri niteliğindedir.

1253 yılında Fransisken rahibi William Von Rıbruk, Kubilay’ın ağabeyi Möngke ile görüşmeye gitmiştir. Onun raporu, Cengiz Han’ın ahfadının gelenekleri ve iktisadi hayatlarıyla ilgili olup ilk elden kaynak niteliğindedir. Carpini’nin gözlemlerini yinelemekle birlikte İlhanlı topraklarında geçirdiği günlerde edindiği –Moğolların kımız yapma ve av teknikleri, kadınlarının uğraşıları gibi – bilgileri de aktarmaktadır.

1271-1295 yılları arasında Büyük Moğol İmparatorluğu’na seyahat eden Marko Polo’da Moğollar hakkında önemli bilgiler vermektedir. Bu seyahatin sebebi de bu yıllarda başlayan ve giderek hızlanan Moğol istilasıdır. Marko Polo bu uzun seferi esnasında gördüklerini kaydederek ilim âlemine çok değerli bir eser kazandırmıştır. Eserinde geçtiği yerlerdeki insanlar, onların yaşam tarzları, örf ve adetleri hakkındaki izlenimlerini aktarmıştır. 

Marko Polo Seyahatnamesi’nin en önemli özelliği hem gördüğü yerlerdeki her şeyi olduğu gibi not etmesi hem de bu yerlerin çok geniş bir coğrafyayı ihtiva etmesiydi. Bu coğrafya Kutup Denizi’nden Cava’ya, Himalayalar’dan Japonya’ya ve Hindistan’a kadar uzanıyordu.

Morris Rossabi’nin kaleme aldığı, Ekin Uşşaklı’nın Türkçe’ye çevirisini yaptığı “Kubilay Han’ın Seyyahı Doğu’dan Batı’ya İlk Yolculuk” adlı eser, Memluklara karşı Avrupa’nın desteğini sağlamayı düşünen İlhanlı hükümdarı Kubilay’ın görevlendirdiği Marcos ve Rabban Savma isimli iki Uygur asıllı keşişin seyahatinden bahsederken Cengizoğulları ve o dönemdeki Avrupa’nın durumu hakkında da mühim bilgiler verir. Savma, 23 Haziran 1287’de çıktığı diplomatik amaçlı seyahati ile Carpini, Rubruck ve Marco Polo’nun bilinen ilk Asyalı çağdaşı olma özelliğini taşır.
Yukarıda verdiğimiz seyahatnamelerin tamamı Türkçe’ye kazandırılmıştır.

Günümüzde araştırma eseri olarak, Edward Allworth’un The Modern Uzbeks adlı eserini, Charles J. Halperin’in Russia and the Golden Horde adlı eserini, Donald Ostrowski’nin Muscovy and the Mongols adlı eserini, David Morgan’ın The Mongol Empire and its Legacy adlı eserini sayabiliriz, Ayrıca G.Vernadkiy, A.Yakubovksiy, W.Barthold, Lev Gumilev, Zeki Velidî Togan, Ahmet Temir gibi ilim adamlarının eserlerinde Moğollar hakkında detaylı bilgiler de bulunmaktadır

İstanbul Üniversitesi Yayınları Moğol Tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir