CENGİZ HAN’IN ŞAHSIİYETİ, İLKELERİ VE YASALARI

Cengiz Han’ın Şahsiyeti

Cengiz Han öldüğünde Pasifik Okyanusundan Hazar Denizine kadar Büyük İskender’in İmparatorluğundan dört, Roma imparatorluğundan iki kat büyük bir imparatorluğu yönetir hale gelmiştir. Oğulları ve torunları ise 1300’lü yıllarda bu imparatorluğun yüzölçümünü iki misline çıkarmışlardır. Böylece Cengiz İmparatorluğu bugünkü Çin’in tamamı, Güney ve Kuzey Kore, Tibet, Pakistan, İran, Türkiye’nin büyük kısmı, Kafkasya’daki Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan Cumhuriyetleri, Rusya Federasyonunun nerede ise tamamı, Ukrayna ve Polonya’nın yarısına yayılmıştır. 28 milyon km2’lik bu alan dünyadaki toprakların beşte biri idi. O dönemde bilinen dünyanın yarısı Moğol hâkimiyeti altında olmuştur. İşte böylesine devasa bir İmparatorluğun kurucusu olan Cengiz’in nasıl bir insan olduğunu ve yönetirken nasıl bir anlayış içerisinde olduğunu bilmemiz gerekir.

Kaynaklarda bulunan bilgileri değerlendirdiğimizde Cengiz Han’ın gerek fiziki gerekse şahsiyeti hakkında bir kanaat sahibi olabiliyoruz. Fiziki yönü hakkında en detaylı bilgiyi Cürcani vermektedir. O’nun bildirdiğine göre uzun boylu, geniş alınlı, sağlam bünyeli, kedi gözlerine benzer gözleri olan birisi idi. Şahsiyetini maddeler halinde sıralarsak:

1) Kendisine çok güvenmiştir,
2) Yapacağı işi önceden etraflıca düşünüp ona göre kararlar almıştır
3) Zor durumlarda yerinde aldığı önlem ve kararlar ile gelebilecek tehlikeleri bertaraf etmiştir,
4) Hâkimiyetini sağlamak için hiçbir şeyden kaçınmamış, toplu katliamlar yapabilmiştir,
5) İsyan edenleri acımasız bir şekilde cezalandırmıştır,
6) Normal ve dengeli bir zekâya sahip olmuştur
7) Aklıselim davranmaya çalışmıştır
8) Dostlarına ve kendisine sadık olanlara cömert ve müşfik davranmıştır
9) Hainlere çok sert davranmış, kötü duruma düşen ve liderlerine ihanet edenleri ölümle cezalandırmıştır
10) Düşmanın yanında çalışan ve kendisine rağmen liderinin yanında yer alanları da kendi hizmetine alarak mükâfatlandırmıştır.
11) Himayesine aldığı bütün yoksulları daima korumuş ve hayatı boyunca da durumlarını takip etmiştir
12) Ordusunda sıkı bir disiplin uygulamıştır
13) Askeri taktik ve stratejileri ustalıkla uygulamış iyi bir askerdir
14) Yasaklarına uymayanları şiddetle cezalandırmıştır.
15) Disipline önem vermiş ve gerek devlet yönetiminde gerekse askeri alanda sıkı bir disiplin uygulamıştır.
16) Anadili olan Moğolca’yı konuşmuştur (Cengiz’in Türk olduğunu iddia edenlere verilen en önemli cevap onun Türkçe bilmediğidir)

Cengiz Han’ın Liderlik İlkeleri

Cengiz Han’ın hayatına, aldığı kararlara ve uyguladığı icraatlara baktığımızda hayata bakışı konusunda bazı ipuçlarına sahip olabiliyoruz. Ona göre hayatın anahtarı güç olmuştur. Gücü elde etmek, korumak, arttırmak işin her şeyi yapmış bu güç de onu Cengiz Han yapmıştır. Gücü elde ederek tam bir lider vasfını kazanmıştır. Liderlik vasfını kazanmasını sağlayan ve bu vasfı muhafaza etmesi için bağlı kaldığı ilkeler şunlar olmuştur.

1) Sadakat ve Dürüstlüğü Ödüllendirme: Münasebette bulunduğu insanlara cömert davranmayı ihmal etmemiş, aldığı kararlarda ve bunları uygularken yanında yer alanları, cesaret ve sadakat ile hizmet edenleri, statü ve mevkileri ne olursa olsun hem mükâfatlandırmış hem de onurlandırmıştır.
2) Güven: Cengiz iyi bir yöneticinin emri altındakilere güven vermesi gerektiğini çok iyi bilmiş ve bu güveni tesis etmek için de hediye yöntemini hiç tercih etmemiştir.
3) Aile İlişkileri ve Miras: Aile fertleri arasında sevgi ve saygının oluşması için disiplinden ayrılmamış ve kendisinden sonra devleti yönetecek olanın belirlenmesini sağlayarak, ölümünden sonra kardeşler arasındaki taht kavgalarını önlemiştir.
4) Disiplin ve Kurallar: Cengiz kaynakların ifadesi ile demirden bir disiplin geliştirmiş ve bunu bütün kış boyunca çıktığı sürek avlarında denemiştir. Cengiz yöneticilerinin ne kadar bilgili, zeki olsalar da kurallar olmadan çok iyi idare edemeyeceğini anlaşmış ve otoritesini yazılı hale getirerek uygulanmasını sağlamıştır.
5) Kalıcı Yönetim: Hâkimiyet altına aldığı her coğrafyada kalıcı olmaya çalışmış bu yüzden de idarecileri merkezden atarken yerlilere de yardımcı olarak görev vermiştir.
6) Fedakârlık, Risk ve Sabır: Çok zor şartlarda yetişmesi pek çok şeyden fegat etmesini, sabır göstermesini karar alırken de bütün yönleri ile ölçüp biçerek almasını sağlamış ve bunu hayatının sonuna kadar uygulamıştır.
7) Zaaf: Başta din olmak üzere her türlü zaafın etkisine kapılarak yabancıların yönlendirmesine karşı koymak istememiş ve kendisini bu anlamda şartlandırmıştır.
8) Duygusal Kontrol: Duygularına ve özellikle öfkesine hâkim olmuş, kendisini kontrol edebilmiştir.
9) Acımasızlık: Kendi menfaati söz konusu olduğunda en yakınını dahi harcamaktan kaçınmamış ve gereken cezayı vermiştir.
10) İşbirliği ve Uzlaşmacı Politika İzleyenlerin Değerini Verme: Hâkimiyet altına almak istediği şehir ve kalelerin halkının işbirliği yapmasını ödüllendirmiş ve onlara dokunmamıştır.
11) Propaganda: Cengiz bilerek veya bilmeden modern çağın propaganda aracını kullanmıştır. Düşmanın moralini bozmak, onların direncini kırmak için özel casuslar göndermiştir.
12) Motivasyon: Askerlerini daima gerek sözleri gerekse elde ettikleri ganimetleri dağıtarak motive etmiş ve daha güçlü savaşmalarını sağlamıştır.
13) Bilgi ve Enformasyon: Gittiği her yer hakkında bulunduğu durum hakkında önceden bilgi almıştır. Bilgiyi ya o yerin halkında ya gönderdiği casuslardan ya da gelip giden din adamı ve tüccarlardan elde etmiştir.

14) Rakibini Değerlendirme: İyi bir yönetici olarak rakibini kendi saflarına katmaya çalışmış ve onun meziyetlerinden faydalanmak istemiştir.
15) Yönetme Kabiliyeti: Gerek kendi halkına gerekse hâkimiyeti altında yaşayan halkları en iyi şekilde yönetmek istemiş ve bu yüzden ele geçirdiği ülkelerin yönetim sistemlerini kendi yönetim anlayışına en uygun hale getirmiştir.
16) Sadelik: Gençliğinde yaşadığı sıkıntıları hiçbir zaman unutmamış, basit ve sade bir hayat sürdürmeyi tercih ederken, Lükse itibar etmemiş, göçebelik geleneklerini sürdürmüştür. Hayatı boyunca sert bir mizaca sahip olmuş yumuşamamıştır.
17) Özdenetim: İyi bir yönetici olduğunu öfkesini kontrol ederek göstermiş ve karşında bulunanları dinlemeyi tercih etmiştir ki bu özelliği ona sonrada çok şeyler kazandırmıştır.
18) Yeteneklilere Fırsat Vermek: Cengiz öyle bir yönetim anlayışında idi ki ona göre bir çoban general, bir düşman danışman olabilirdi. Kendisine hizmet eden Moğollar ne kadar cömert davranmışsa Moğol olmayanlara da aynı davranışı sergilemiştir. Bu davranış yabancıların Cengiz’in hizmetinde çalışmayı istemelerini sağlamıştır.
19) Düşmana Acımamak: Cengiz kendisine bağlı olmayanlara ya da karşısında yer alanlara karşı son derece merhametsiz davranmıştır. Sadakatsizliği ortaya çıkan kişi akrabası dahi olsa ölümle cezalandırmıştır. Yapılan iyiliği unutmadığı gibi yapılan hakareti veya ihaneti de hiç unutmamıştır.
20) Korku Yaymak: Hâkimiyetini yaymak için kendisine karşı direnen halklara ağır zulüm yapmıştır. Bu zulüm dilden dile söylene söylene imparatorluğun dışındaki topraklara da ulaşmış ve insanlar onun yapacaklarında korkarak ya önünden kaçarak başka topraklara gitmişler ya da idaresini kabul etmek zorunda kalmışlardır. Bu yüzden Cengiz Han imparatorluğuna Zulüm ve Korku İmparatorluğu da diyebiliriz.
21) Yeni Yönetim Tarzlarına Açık Olma: Cengiz her türlü yeniliğe açık olmuştur. Ele geçirdiği ülkelerin yönetim sistemlerini alıp uygulayabilmiştir. Yazının, bürokrasinin, işleri yönetmek için memur ve uzmanların, siyasi danışmanların gereğine inanmıştır. Aslında başarısının altında yatan en önemli sebeplerden biri de bu uyum kabiliyetine sahip olması olmuştur.
22) Kuvvet ve Kudretinin Kaynağını Tanrı’da Arama: Cengiz dünyaya belli bir görevi başarmak için geldiğine ve bu görevi başarırken de Tanrı’nın ona yardım ve deste vereceğine inanmıştır. Bu yüzden de yaptığı bütün faaliyetlerine manevi olarak hazırlanmıştır. Kendisin kadar etrafındakilerin de aynı manevi duygu ve düşünce içerisinde olmasını istemiştir. Bu yüzden de bütün inançlara saygılı olmuş, onların arasında ayırım yapmamıştır.

Cengiz’in Muhafız Tümeni

Cengiz Han Moğol ulusunu teşekkül edebilmesi için güçlü bir orduya ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyordu ve bunun için kendisi için çalışan, mücadele eden ve her türlü meşakkate katlanan güvendiği yardımcılarını binbaşı yapmıştır. Tümenleri teşkil etmiş ve şu emri vermiş “Eskiden benim, seksen gece bekçisi, yetmiş gündüz muhafız kıtam vardı. Şimdi Mengü (sonsuz) Tanrı’nın verdiği güç ile bütün ulusu tek bir idare altında birleştirdikten sonra, gündüz muhafız kıtam için her binlikten adam seçilerek gönderilmesini emrediyorum. Bunların miktarı bir tümen olacaktır” demiştir.

Bu muhafız birliğinin teşkil edilmesi için aşağıdaki emirler çıkarılmıştır.
1) Muhafız kıtasına seçilecek kimseler tümen komutanlarının, binbaşı, yüzbaşı veya sıradan kimselerin oğulları olabilir,
2) Bunlar vazife görebilmeleri için becerikli ve bendence gösterişli olmalıdırlar
3) Binbaşıların oğulları, yanlarına küçük kardeşlerinden birini ve on adam getirsinler
4) Yüzbaşıların oğulları da küçük kardeşlerinden birini ve beş adam alarak gelsinler
5) Onbaşılar ve adi kimselerin oğulları küçük kardeşlerinden birini ve üç adam alarak gelsinler
6) Bunlar hayvanlarını kendi kıtalarından iyi beslenmiş atlar temin edeceklerdir
7) Binlik, yüzlük, onluk komutanları ve erat bu emrin tebliğinden sonra itaatsizlik gösterirlerse cezalandırılacaklardır
8) Muhafızlık yapacaklar görevden kaçınırlar, isteksizlik gösterirler veya görev yapamayacak duruma düşerlerse yerlerine yenileri tayin edilecek, fakat suç işleyenler cezalandırılarak uzak yerlere sürüleceklerdir.
Cengiz böylece yeni muhafız tümenine komutanların çocuklarını ve birlikteki yakın ve seçme adamlarını alarak bir taraftan ordunun çekirdeğini teşkil etmiş, diğer taraftan eski Moğol geleneğinde olduğu gibi komutanların en yakınlarını rehin almış ve onların herhangi bir ihanetinde onları koz olarak kullanmak istemiştir.
Cengiz Han bundan sonra Muhafız Tümenine talimat vermiştir ki bunlardan bazıları şu şekildedir:
1) Kıta komutanı kendi emrindeki muhafız kıtasının tekmilini alacak ve komutan üç gün bir değişecektir.
2) Muhafızlardan biri yoklamada bulunmazsa üç değnek vurularak cezalandırılacaktır.
3) Aynı muhafız ikinci yoklamada da bulunmazsa yedi değnek vurularak cezalandırılacaktır
4) Yine aynı asker hasta olmayıp veya komutanından izinsiz üçüncü defa yoklamada bulunmazsa otuz değnek vurularak cezalandırılacak ve hizmet etmeye layık görülmeyerek uzak yere sürülecektir.
5) Bu karar her nöbet değişiminde muhafız kıtlarına tekrar tekrar tebliğ edilecektir
6) Güneş battıktan sonra kışlanın önünde ve arkasında dolaşanlar tutuklanarak, sorgulanacaklardır
7) Kapı nöbetçileri geceleyin kapıdan girmek isteyenlerin kafasını kesecek veya omzundan vurarak cesedini bir kenara atacaktır.
8) Acele haber getirenler olursa, durumu nöbetçiye bildirecekler ve emir gelinceye kadar bekleyeceklerdir.
9) Gece muhafızları sarayın hanımlarına, gençlerine, deve ve öküz çobanlarına dikkat edecekler ve saray arabasını koruyacaklardır

10) Hâkimiyet sembolleri olan tuğ, davul, mızrak ve mutfak eşyası onların nezaretinde bulunacaktır. Etin pişirilmesine nezaret edecekler ve yemek dağıtımı gece muhafızlarından başlayacaktır.
11) Saraya giriş-çıkışların tanzimi de onların sorumluluğundadır.
12) Sefere gittiğimizde muhafız orduları sefere katılmayacaklardır zira onlar benim altın hayatımı korudukları için çok zahmete katlanıyorlar.
Talimatların geneline bakıldığında Moğolları ve özellikle de kendisini koruyan muhafız birlikleri esaslı bir düzen içerisine almak istediği görülmektedir.

Cengiz Han Yasasın Maddeleri

1) Zâni ister evli olsun ister olmasın, zina yaparsa ölümle cezalandırılır.
2) Sodomi (fiili livata- ters ilişki) ölümle cezalandırılır
3) Kim bilerek yalan söyler veya sihirbazlıkla uğraşır veya bir başkasını gözetler veya kavga eden iki kişinin arasına girer veya bir kimseye başka birine karşı yardım ederse ölümle cezalandırılır.
4) Kim kül veya su içine işerse ölümle cezalandırılır.
5) Kim, mal alır ve üç kez arka arkaya iflâs ettiğini bildirirse ölümle cezalandırılır.
6) Kim tutsak alanın izni olmadan bir tutsağa yiyecek veya giyecek verirse ölümle cezalandırılır.
7) Kim kaçmış olan bir köleyi veya tutsağı bulur ve onu eski zilyedine geri vermezse ölümle cezalandırılır.
8) Bir hayvan kesilirken bacakları bağlanmalı, karnı açılmalı ve ölünceye kadar kalbi elle sıkılmalıdır, bundan sonra onun eti yenebilir. Ama kim bir hayvanı Müslümanların usulünce keserse, o da aynı biçimde kesilmelidir.
9) İster saldırıda, ister geri çekilmede olsun bir kimse savaşta çıkınını, yayını veya eşyasından başka bir şeyi düşürürse, arkasındaki adam attan inmeli ve bunu ona geri vermelidir. Bunu yapmayan ölümle cezalandırılır.
10) Ebu Tâlib’in oğlu Ali’nin bütün arda gelenleri, bütün fakirler, Kur’an okuyucular, fakîhler, hekimler, bilginler, rakipler ve tek başına inzivada yaşayanlar, müezzinler ve ölü yıkayıcılar vergi ve resimlerden muaftırlar.
11) Tanrının hoşuna gitmek için birer araç olduklarından bütün dinlere eşit olarak saygı gösterilmelidir.
12) İsterse veren bir prens ve alan bir tutsak olsun, veren tadına bakmadan önce onun elinden bir şey yemek yasaktır. Başkasının yanında onu birlikte yemeğe çağırmadan bir şey yemek ve arkadaşlarından daha çok yemek yasaktır. Üstünde yemek pişirilen ateşin veya yenilmekte olan bir yemeğin üzerinden geçmek yasaktır.
13) Seyyahlar yemek yemekte olan kimseleri görünce attan inmeli ve izin istemeden onlarla birlikte yemelidirler. Bunu onlara kimse yasaklamamalıdır.
14) Suya elleri daldırmak yasaktır; su almak için bir kap kullanmalıdır.
15) Giyildiği ve iyice yıpranmadığı sürece elbiselerini yıkamak yasaktır.

Her hangi bir şeye pis demek yasaktır. Herşey temizdir ve temizle pis arasında bir fark yoktur.
17) Herhangi bir mezhebi üstün tutmak, kelimeleri üstüne basarak söylemek ve şeref unvanları kullanmak yasaktır. Hükümdarla veya başka birisiyle konuşan kimse sadece onun adını söylemelidir.
18) Komutanlar birliklerini şahsen gözden geçirmeğe ve savaşa girmeden önce silâhları kontrol etmeğe, savaşçıları savaş için gerekli her şeyle donatmaya ve: her şeyi en ince noktalarına kadar gözden geçirmeğe ve gerekli bir şey eksik olanı cezalandırmaya mecburdurlar.
19) Birliklere refakat eden kadınlar, erkekler savaşta iken bunların iş ve vazifelerini üzerlerine almak mecburiyetindedirler.
20) Seferden dönen birlikler hükümdara belli vergiler vermek mecburiyetindedirler.
21) Her yılbaşında, kendisi ve oğulları için aralarından seçsinler diye bütün kızlar hükümdara takdim edilmelidirler,
22) Birliklerin başında her bin, yüz ve on er için bir önder bulunur.
23) Eğer birlik önderlerinin en yaşlısı yanlış bir iş yapar ve hükümdar onu cezalandırmak için hizmetçilerinden en sonuncusunu ona gönderirse, o bu diğerine teslim, olmalı ve ölüm cezası bile olsa, ceza infaz edilinceye kadar önünde diz çökmelidir.
24) Birlik önderleri hükümdardan başka kimseye başvuramazlar, yoksa ölümle cezalandırılırlar. İzin almadan yerini değiştiren de ölümle cezalandırılır.
25) Hükümdar ülkedeki olaylar hakkında daha çabuk bilgi edinebilmek için sürekli posta karakolları kurmalıdır.
26) Cengiz Han’ın oğlu Çağatay Yasa’ya uyulmasına dikkat etmelidir.
27) Askerler ihmalden ötürü cezalandırılmalıdırlar; sürek avında bir hayvanı vuramayan avcılar sopa ile veya ölümle cezalandırılmalıdır.
28) Adam öldürmeden dolayı cezadan kanlık (diyet) ödeyerek kurtulunabilir: bir Müslüman öldürülmüşse 40 altın bir Çinli öldürülmüşse bir eşek.
29) Yanında çalınmış bir at bulunan bir kimse, onu sahibine aynı değerde 9 atla geri vermeğe mecburdur. Buna malî takati yoksa atlar yerine çocukları alınmalıdır; çocuğu da olmayan bir koyun gibi kesmelidir.
30) Yasa, yalan, hırsızlık ve zina’yı yasaklar ve yakınlarını kendi kendini sevdiği gibi sevmeği, hakarette bulunmamayı ve onları tamamı ile unutmayı, kendiliğinden teslim olan kenti, köyü korumayı, Tanrı’ya adanmış tapınakları ve Tanrı’nın hizmetkârlarını her türlü vergiden muaf tutmayı ve onlara saygıyı emreder.
31) Yasa, birbirini sevmeyi, zina işlememeği, çalmamayı, yalan yere tanıklıkta bulunmamayı, hain olmamayı, ihtiyarları ve fakirleri korumayı emreder. Aykırı eylemler ölümle cezalandırılırlar.
32) Çok yemek yemekten ötürü kim kusarsa, onu çadırda sürüklemeli ve hemen öldürmeli. Bunun gibi, ordu komutanının çadırının eşiğine ayakla basanı da öldürmeli.
33) İçkiyi bırakamayan ayda üç kez sarhoş olabilir. Bunu aşarsa suçludur. Ayda iki kez sarhoş olmak daha iyidir; bir kez ise daha övgüye değer. Ama hiç sarhoş olmamak! Bundan daha iyi ne olabilir? Böyle bir kimse nerede bulunabilir? Eğer gene de böyle birisi bulunursa, o her türlü saygıya değer.

34) Odalıkların çocukları nesebi sahih çocuklardır ve babalarının vasiyetine göre mirastan gereken haklarını alırlar. Mirasın bölüştürülmesi şöyle olur: en büyük oğul küçüklerden daha çok alır; en küçük oğul babanın yurdunu (evini) alır. Çocukların yaşlılığında öncelik, genel olarak evliliğin süresine uygun olarak ananın mevkiine göre tâyin edilir.
35) Babasının ölümünden sonra, anası bir yana, karılarının ne olacağı oğulun tasarrufuna bırakılmıştır ve isterse onlarla evlenir veya başkalarıyla onları evlendirebilir.
36) Kanunî mirasçılardan başka herkese bir ölünün her hangi bir şeyini kullanmak ciddi bir şekilde yasaktır.
Cengiz işte bu ilkeler ve anlayış içerisinde hâkimiyeti altındaki bütün ırklara yanaşmış ve onları bir nebzede olsun rahat ettirmeye çalışmıştır. Ayrıca emrettiği yasalarının uygulanması otorite ve adaleti tesis etmeye çalışmıştır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir